Tilak nedir, Tilak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tay.

Kadın cinsiyet organının üst kısmında bulunan duygun küçük bir organ, bızır.

Tilak anlamı, kısaca tanımı

Tilakoit : Kloroplastın granumlarını meydana getiren, üzerinde Fotosistem I, Fotosistem II, elektron taşıma zinciri bulunan ve ATP oluşturan karmaşık yapıda kesecikler. Kloroplastın granumlarını oluşturan, zarlar üzerinde klorofil, fotosistem I ve II, elektron taşıma zinciri ve ATP sentezleyen kompleksler bulunan zar katmanlarından yapılı kesecikler. Kloroplâstın granumlarını oluşturan, zarlar üzerinde klorofil, fotosistem I ve II, elektron taşıma zinciri ve ATP sentezleyen kompleksler bulunan zar katlanmalarından yapılı kesecikler

Cinsiyet : Bireye, üreme işinde ayrı bir rol veren ve erkekle dişiyi ayırt ettiren yaradılış özelliği, eşey, cinslik, seks.

Duygun : Duyarlı.

Bızır : Kadınlık organının üst yanında cinsel zevk duyumu noktası olan bölüm, dılak, klitoris.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

 

Duygu : Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Cinsi : Cinsel.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Cins : Tür, çeşit. Soy, kök, asıl. Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu. Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan. Garip, tuhaf.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Üst : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Vücut, beden. Öte, arka. Giyecek, giysi. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Artan, geriye kalan bölüm.

Tay : Üç yaşına kadar olan at yavrusu. Denk, eşit, eş. Hayvanın bir yanındaki yük.

Diğer dillerde Tiksotropi anlamı nedir?

İngilizce'de Tiksotropi ne demek ? : thixotropy