Tomurmak nedir, Tomurmak ne demek

  • Ağacı dibinden kesmek.
  • Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak, tomurcuklanmak.
  • Şişip kabarmak

"Tomurmak" ile ilgili cümleler

  • "Ağaçlar çiçekliydi, çoğunda meyveler tomurmuştu." - T. Dursun K

Yerel Türkçe anlamı:

Oburca yemek

1.Ağacı dibinden kesmek. 2.Ağaç dallarını kesmek. 3.Bir şeyi uzunluğuna yarmak (daha çok ağaç için).

Sivri, kabarık nesneyi düzeltmek.

Ağacı keserek tomruk yapmak.

Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak.

Diğer sözlük anlamları:

Şişip kabarmak.

Tomurmak anlamı, kısaca tanımı:

Kesmek : Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Para basmak. Kesici bir araçla yaralamak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Susmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Dibinden ayırmak. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ucunu almak. Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Düzgün parçalara ayırmak. Ara vermek. Hasta organı ameliyatla almak. Vahşice öldürmek. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Birini yermek, kötülemek. Yazıyı, filmi kısaltmak. Akımı durdurmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Geçişi önlemek. Uydurmak, yalan söylemek. Azaltmak, güçleştirmek. Bölmek, ayırmak. Son vermek, gidermek. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek.

 

Ağaç : Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Asma : Asılmış, asılı. Asmak işi. Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler. Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis).

Filiz : Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.

Vermek : Ayırmak, harcamak. Ödemek. Satmak. Yaymak. Dayamak. Sahip olmasını sağlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Doğurmak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Kazandırmak, katmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Tespit etmek. Ondan bilmek, atfetmek. Bırakmak veya bağışlamak. Herhangi bir duruma yol açmak.

Kabarmak : Böbürlenmek, gururlanmak. Ağırlığı artmadan hacmi büyümek. Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak. Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak. Şişmek, genişlemek. Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek. Bulanmak. Niceliği artmak, büyümek. Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak. Hayvanların tüyleri dikilmek.

 

Tomurcuklanmak : Tomurcuk oluşmak.

Diğer dillerde Tomurmak anlamı nedir?

İngilizce'de Tomurmak ne demek? : (nesne almayan fiil), halk ağzında