Tracts türkçesi Tracts nedir

Tracts ile ilgili cümleler

English: I will not translate contracts anymore.
Turkish: Artık sözleşmeleri çevirmeyeceğim.

English: A fat cash register attracts robbers.
Turkish: Dolu bir yazar kasa soyguncuları çekiyor.

English: Contracts have already been negotiated.
Turkish: Sözleşmeler zaten görüşüldü.

English: I want to sign the contracts.
Turkish: Sözleşmeleri imzalamak istiyorum.

English: A magnet attracts iron.
Turkish: Mıknatıs demiri çeker.

Tracts ingilizcede ne demek, Tracts nerede nasıl kullanılır?

Optic tracts : Görme yatakları. Göz sinirleri. Görme yolları. Gözü beynin görme merkezlerine bağlayan görme sinirlerinin ara beynin ventral bölgesinden düz ya da çapraz olarak geçtiği bölge.

Abstracts : Çalmak. Soyutlamak. Bildiri özetleri. Damıtmak (biyoloji terimi). Ayırmak. Özet çıkarmak. Aşırmak. Özetlemek.

Attracts : Çekmek. Cezbetmek.

Contracts : Kasılmak. Daraltmak. Daralmak. Kontrat yapmak. Mukavelat. Kasmak. Sözleşmeler. Sözleşme yapmak.

Detracts : Azaltmak. Düşürmek. Alçaltmak. Kötülemek. Değerini düşürmek. Küçük düşürmek. Eksiltmek. Kötüleme.

Management contracts : Yapım anlaşmaları. Yönetim anlaşması. Özel kesim veya özelleştirme programına alınan firmalara profesyonel yönetim hizmetleri sağlamak üzere, daha çok gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkelerdeki büyük firmalar arasında yapılan anlaşmalar. Yönetim sözleşmesi. Yönetimde en iyi ve verimli sonuçlara varmak için, bu konuda görgüsü olanlarla yapılan anlaşmalar.

 

Protracts : Ölçekli çizmek. Uzatmak (süreyi). İletki ile çizmek. Uzatmak. Küçük ölçekle planını çizmek. (süresini) uzatmak. Dışarıya uzatmak. Süresini uzatmak. Temdit etmek.

Extracts : İhraç etmek. Almak. Çıkarmak. Çekmek. Seçerek almak. Sağlamak. Tatmak. Özünü çıkarmak.

Future contracts : Örgütlü piyasalarda belli bir değerin önceden belirlenmiş bir tarih ve fiyattan teslim edilmesini öngören ve prim adı altında bir güvence sağlayan ölçünleştirilmiş sözleşme. Vadeli sözleşme. Gelecek sözleşmeleri.

Law of contracts and torts : Borçlar hukuku.

İngilizce Tracts Türkçe anlamı, Tracts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tracts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Patch : Yamalamak. Yama yapmak. Yama vurmak. Yamamak. Eğreti bir şekilde tamir etmek. Ek gürültüsünü önlemek amacıyla ek yeri üzerine konan örtü. İki filmin uç uca getirilerek yapıştırılmaksızın geçici olarak birleştirilmesini sağlayan, film eninde, iki yanında delikler bulunan mukavva, selüloit ya da madenden parça. film üzerindeki resim ya da ses yolunun yitime uğramaksızm birleşmesini sağlayan yapıştırıcı kuşak. Arsa. Onarma. Tutturmalık.

Right : Doğrudan doğruya. Sağa. Tam. Düzgün. Telafi etmek. Sağ. Sağdan. Haklı çıkarmak. Gayet. Yolunda.

 

Parade ground : Merasim alanı. Tören meydanı. Tören alanı.

Court : Davet etmek (tehlike veya hastalık vb'ni). Kort. Dalkavukluk etmek. Atılmak. Mahkeme üyeleri. Tenis, hukuk alanlarında kullanılır. Teveccühünü kazanmaya çalışmak. Temel yargılık. İstemek.

Area : Bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mesaha. İata'nın üç coğrafi bölgesinden biri. Harekat bölgesi. Bodrum girişi. Bir araştırma evrenini sınırlayan uzamsal ya da yersel kesim. Bir cismin, uzunluk birimi üstikisi ila ölçülen yüzeyi. Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. en küçük mantıksal veri saklama birimi. Alan, yer, saha.

Lot : Taksim etmek. Yarışçıların deneme sıralarını, koşucuların koşaklarını saptamak için yapılan düzenleme işlemi. Kura ile paylaştırmak. Pay. Parsel. Kentin düzentasarına ve yasalara uygun olarak, üzerinde yanlız bir yapının yapılabileceği toprak parçası. bir kentin toprağının bölünebileceği en küçük birim. Hisse. Bölüştürmek. Borsada alınıp satılabilecek enaz miktarı tanımlamada kullanılan birim. bu birim, istanbul menkul değer borsasında 1.000 adet hisse senedinden oluşur. bir mal grubunun açık artırmada tek bir mal olarak teklif edilmesi. Oyunun başlangıcında oyuncular arasında yarıalan seçimi ve başlama atışı hakkı için öncelik sağlayan eylem.

Field : Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak. Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik. Sahaya çıkarmak (bir spor takımını). Oyun alanı. Futbol, bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sahaya çıkarmak. Çayır. Top atmak (kriket). Cevaplandırmak. Tarla.

Open space : Meydanlık. Arala. Açık mekan. Meydan. İnsanın yaşantısını sürdürdüğü, üzerinde yapı yapılmış kapalı uzamların dışında kalan, ya doğal durumunda bırakılmış ya da tarımsal ve konut dışı dinlenme amaçlarına ayrılmış kent parçası. Açık atan. Açık yer. Açık alan.

Outfield : Çiftliğin sınırları dışı. İç sahanın dışı (beysbol, kriket). Düşünce alanının dışı. Beyzbol. İç sahanın dışı.

Grassland : Otlak.

Tracts synonyms : field of honor, keep abreast, keep an eye on, rightfield, plot of land, piece of ground, picnic area, industrial park, public square, right field, leftfield, railyard, playing area, land site, picnic ground, geographic area, piece of land, toll plaza, field of battle, centerfield, plot of ground, geographic region, park, yard, district, grounds, climate, desert, airfields, playing field, belts, clearing, watch over.

Tracts zıt anlamlı kelimeler, Tracts kelime anlamı

Outfield : İç sahanın dışı. Düşünce alanının dışı. Çiftliğin sınırları dışı. Beyzbol. İç sahanın dışı (beysbol, kriket).

Infield : Çiftliğe yakın tarla. Sahanın kaleye yakın bölümü. Çiftlik evine yakın tarla. Tarla. Beysbol sahası.

Unthoughtfulness : Dikkatsizlik. Özensizlik. Pervasızlık. Düşünmezlik. Düşüncesizlik.

Tracts antonyms : untrustiness, activeness, unemotionality, uncommunicativeness, resoluteness, emotionality, indiscipline, inattentiveness, trust, thoughtfulness, discipline, generosity, cleanliness, trustworthiness, masculinity, intractability, inactiveness, wisdom, tractability, untrustworthiness, femininity, commonality, humility, altruism, uncleanliness, trustiness, seriousness, attentiveness, irresoluteness, conceit, folly, frivolity, distrust, communicativeness.