Traktus solitaryus nedir, Traktus solitaryus ne demek

Traktus solitaryus; Anatomi, Veteriner alanlarında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

N. facialis, n. glossopharyngeus ve n. vagus'un afferent liflerinin inen kollarının bir araya toplanmasıyla oluşan, pons’tan omuriliğe kadar uzanan yol.

Traktus solitaryus kısaca anlamı, tanımı

Solitaryus : Soliter

Trak : Oyuncunun sahneye çıkacağı sırada ya da oyun sırasında, korkuya kapılması, rolünü unutması.

Traktus : Demet, kordon, şerit, alan. Merkezi sinir sisteminde sinir hücrelerinden çıkan miyelinli aksonların oluşturduğu yapılar.

Afferent : [Bakınız: getirici]. Getirici. Merkeze ileten, getiren, getirici.

Toplanma : Toplanmak işi.

Bir ara : Kısa bir süre. Geçmiş bir zamanda.

Affere : Getirme.

Kollar : Hız yarışlarında, çeyrek-sondan sonlamaya dek, iki kez yapılan koşuların ikisine birden verilen ad. Bunların ilkine "ilk kol", ikincisine ise "ikinci kol" denir. İki yarışı da aynı koşucu kazandığında dönü atlanır. Eğer bunların birini bir koşucu, öbürünü öteki koşucu kazanırsa, bir üçüncü yarış daha yapılır ki buna da "son kol" denir.

Facia : Çok üzüntü veren, acıklı olay, afet. Trajedi.

Vagus : Beyinden çıkan ve iç organlara giden onuncu sinir. Böceklerde iç organlara giden yardımcı sink sistemi. Serseri, başıboş, avare. Beyinden çıkan onuncu sinir. Böceklerde iç organlara giden yardımcı sinir sistemi.

 

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Omur : Omurgayı oluşturan kemiklerden her biri, fıkra.

Uzan : Uzun.

Pons : Soğaniliğin hemen önünde enlemesine yer alan kabarık yapı.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Yol : Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

 

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Traktus paraventrikulo hipofizyalis anlamı nedir?

İngilizce'de Traktus paraventrikulo hipofizyalis ne demek ? : tractus paraventriculi hypophysialis