Getirici nedir, Getirici ne demek

Getirici; Biyoloji, Veteriner, Zooloji alanlarında kullanılan bir terimdir.

Biyoloji'deki anlamı:

Herhangi bir sıvıyı ya da duyguyu getiren yapı. Afferent.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Afferent.

Zooloji'deki anlamı:

(karşılık: afferent),Uyartıları sinir merkezlerine ileten sinirler; içe doğru taşıma.

Teknik terim anlamı:

Herhangi bir sıvıyı veya duyuyu getiren yapı, afferent.

Getirici kısaca anlamı, tanımı

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç

Getirici branşiyal arterler : Balıklarda solungaç kemeri boyunca uzanan ventral aortadan kanı alarak solungaç filamentleri içerisindeki kılcal sisteme gönderen damarlar.

Getirici damar : Kanı organlara getiren damar. Afferent damar. Kanı organlara getiren damar, afferent damar.

Getirici lenf damarı : Lenf yumrusuna lenf sıvısı getiren damar, afferent lefatik damar.

Getirici lenfatik damar : Bir lenf bezine lenf getiren damar, afferent lenfatik damar.

Kararlı hale getirici : Kimyasal değişimi geciktirmek veya önlemek amacıyla bir karışıma veya bileşiğe katılan antioksidanlar, inhibitörler, emülsiyonlaştırıcılar, koruyucu kolloidler gibi maddelere verilen genel ad.

Tapu getirici : Hizmet eden.

Afferent : [Bakınız: getirici]. Getirici. Merkeze ileten, getiren, getirici.

Karşılık : Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

 

Taşıma : Taşımak işi.

Affere : Getirme.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Taşım : Yemeğin taşacak kadar kaynaması.

Duygu : Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Sinir : Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik. Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği. Hoşa gitmeyen, can sıkan. Kas kirişi ve zarı. Lastik. Diz kapakla ayak bileği arası. Sınır, bk. sinor// sinir sepet: hudut, bk. sinor sepet. Birçok sinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı. Duyu ve hareket uyartılarını beyinden organlara, organlardan beyine ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. Beyni ve omuriliği vücudun öteki bölgelerine bağlayan ve herbiri birkaç sinir teli demetlerinden yapılmış olan beyaz iplikler.

 

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Diğer dillerde Getirici anlamı nedir?

İngilizce'de Getirici ne demek ? : afferent