Trammels türkçesi Trammels nedir

Trammels ingilizcede ne demek, Trammels nerede nasıl kullanılır?

Trammel net : Küçük gözeli tor ağın ön ve arkasına büyük gözeli ağların yerleştirilmesiyle oluşturulan üç katlı uzatma ağı. Uskurçula ağı. Tek katlı sade ağların 0,25-0,40 donam faktörüne göre fazla potlu bırakılan, balıkları fazla pot nedeniyle bu ağlara takıldıktan sonra su ürünlerinin ağa dolanması, sarılması veya ağdan oluşan babulya içinde kalarak yakalanmasını sağlayan ağlar. Balık ağı. Fanyalı ağ. Bir katı fanya ağı diğer katı tor ağı olmak üzere iki kat ağdan oluşan dolanan ağlar. Kuş yakalama ağı. Dolanan ağlar.

Trammel nets : Tek kat ağdan oluşan ve takılan balığın kurtulmak için çabaladıkça dolandığı, avlama yaptığı balığa göre adlandırılan ağlar. Balık ağı. Fanyalı ağ. Tek kat dolanan ağ. Kuş yakalama ağı.

Trammel : Kollu pergel. Güçleştirmek. Tuzağa düşürmek. Engel. Elipsograf. Bukağı. Avlamak. Engellemek. Ayak bağı. Bir tür balık ağı.

Trammeled : Engellemek. Tuzağa düşürmek. Bir tür balık ağı. Ayak bağı. Bukağı. Elipsograf. Güçleştirmek. Engel. Gereç. Avlamak.

 

Trammeling : Ayak bağı. Engel. Bir tür balık ağı. Avlamak. Tuzağa düşürmek. Elipsograf. Güçleştirmek. Bukağı. Gereç. Engellemek.

Untrammeled : Engellenmemiş. Serbest. Hür. Kısıtlanmamış.

Trammer : Birleşen kimse. Birleştiren kimse. İstikameti veya yönü ayarlayan kimse. Araba sürücüsü.

Trammelled : Güçleştirmek. Engellemek. Tuzağa düşürmek.

Tramming : Araçla taşıma. Elle araba itme.

Trammelling : Güçleştirmek. Engellemek. Tuzağa düşürmek.

İngilizce Trammels Türkçe anlamı, Trammels eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trammels ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blocks : Bloklar. Bloke etmek. Tıkamak. Kapamak. Kalıplamak. Durdurmak.

Capture : Zoralım. Ganimet. Bir nükleer ya da atomik sistemin ek bir parçacık elde ettiği süreç. Ganimet almak. Esir alma. Ele geçirmek. Birbirine komşu iki akarsudan birinin, ötekinin yatağını kendisine çevirmesi olayı. Özdeciksel ya da çekirdeksel bir yapının ılıncık gibi bir parçacıkla etkileşerek onu yakalaması. Tutmak. Zaptetmek.

Stumbling block : Ket. Zorluk. Mani. Güçlük.

Barraging : Yaylım ateşi. Baraj. Yoğun yaylım ateşi. Engelleme ateşi. Bent. Soru yağmuruna tutmak. Nehir barajı. Yağmur.

Complicates : Zorlaştırmak. Dallandırmak. İçinden çıkılmaz hale getirmek. Karıştırmak. Çetrefilleştirmek. Karmaşık hale getirmek. Karmaşıklaştırmak.

Complicate : Karmaşık hale getirmek. Karıştırmak. Karmaşıklaştırmak. İçinden çıkılmaz hale getirmek. Zorlaştırmak. Çetrefilleştirmek. Dallandırmak.

Snare : Çok istenilen bir şeyi elde etmek. Kapmak. Tuzak. Kapana kıstırmak. Kapan. Tuzak kurmak. Trampet kirişi. Kıskaç. Tuzakla yakalamak.

 

Tighten : Sıkılaştırmak. Sıkıştırmak. Sertleşmek. Kasılmak. Tıkamak. Germek. Ciddileşmek. Sıkmak. Sıkılamak. Pekişmek.

Avert : Defetmek. Gidermek. Önüne geçmek. Önlemek. Yön değiştirmek. Menetmek. Başka tarafa çevirmek. Bertaraf etmek. Olmasını önlemek.

Ball and chain : Bir adamın karısı. Pranga. Eş veya kız arkadaş. Ayak kösteği. Kaşık düşmanı.

Trammels synonyms : enmeshed, trammeled, appliance, make difficult, rarifying, chevies, tighten up, draw the line, chivvied, contain, bodycheck, hindrance, throttle, cramp, chevying, hardware, equipments, ambuscaded, countercheck, instrument, impediment, medium, cumber, check, balking, barricade, barrages, bar, equipment, averts, mediums, bottleneck, baulks.