Trends türkçesi Trends nedir

English: Jale knows everything about the latest fashion trends.
Turkish: Jale en son moda trendleri hakkında her şeyi bilir.

English: Will those trends continue?
Turkish: O eğilimler devam edecek mi?

English: I gave up keeping up with trends.
Turkish: Tendlere yetişmekten vazgeçtim.

English: She follows all the latest trends in fashion.
Turkish: O modadaki bütün en son trendleri izler.

Common trends model : Ortak eğilim modeli.

Market trends : Piyasa hareketi.

Secular trends : Zaman serileri trendi. Uzun dönemli eğilim. Seküler trend. Uzun-vadeli dalgalar. Uzun devreli trend. Uzun vadeli değişim. Uzun devreli temayül. Uzun dönem eğilimi.

Social trends : Belli bir tarihsel dönemde toplumsal yaşamda ve gelişimde ortaya çıkan başlıca yönelişler. Toplumsal eğilimler.

Trendsetter : Modayı belirleyen kimse. Akım belirleyici.

Trend fitting : Trend uydurma. Eğilim uydurma. Yönseme eğrisi uydurma. Yönseme uydurma.

Trend line : Eğim çizgisi.

Trend stationary : Eğilim durağan. Ts.

Downtrends : Alçalan trend. Düşüş. Düşüş trendi. Aşağı doğru yönelen eğilim.

Trendsetting : Modayı belirleyen.

 

Sözcükler, direkt olarak Trends ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Affection : Duygusal yakınlık. Sevgi. Etkileme. Alaka. Hastalık. Yakınlık. Muhabbet. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Duygulanım.

Benting : Azmetmek. Bükülmüş. Yetenek. Çok istemek. Çimenlik. Bükük. Eğim. Kır.

Facets : Faseta. Elmasın yontulmuş yüzü. Görünüş. Taraf.

Complexions : Renk. Mahiyet. Yüzün rengi. Cilt. Ten rengi. Görünüm. Sima. Genel görünüm.

Complexion : Yüzün rengi. Cilt. Ten. Mahiyet. Doğa. Ten rengi. Beniz. Sima. Renk.

Electric current : Bir iletken boyunca elektronların deviniminden oluşan durum. Elektrik akımı. Elektrik cereyanı. Katı, sıvı ya da uçun durumlanndaki iletkenlerden artı ya da eksi yüklü parçacıklar akışı olarak gözlenen olay. Çıngı akımı. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir iletken üzerinden gerçekleşen elektrik akımı.

Tendency : İstidat. Bireyin belli bir görüş, kanı, tutum ve davranışa olan yatkınlığı; yetenek ve beceri kazandıran bir ilgi alanına olan yakınlığı. Temayül. Yönseme. Yönelim. Çalma (maviye vb). Meyletme. Yüz tutma.

Debit : Borçlandırmak. Zimmet. Zimmetine kaydetmek. Verim. Zimmetine geçirmek. Birinin borcuna kaydetmek. Deftere kaydedilen borç. Borç kaydetmek. Açık.

Declinations : Eğim. Geri çevirme. Düşme. Sukut. Sapma. Yokuş. Azalma. Zayıflama. Reddetme.

 

Bent : Azmetmek. Çimenlik. Çimen. Üşütük. Bükük. İstek. Rüşvetçi. Eğim. İbne.

Trends synonyms : bents, state of affairs, movement, disposition, grade, be, the course of events, gravitate, trend, affairs, gradient, devexity, doings, flowage, currents, stream, pattern, flowvolume, way, rubric, directions, device, things, streamline flow, flow, declivity, incline, declination, rheo, be given, inclination, suffer, in terms of.

Ride : Süzülmek. Binmek. Binmek (at veya bisiklet). Bindirmek. Geçmek (yol). Gırgıra almak. Gezinti. Arabaya binmek (sürmeden). Kafa bulmak. Üst üste binmek.

Stay in place : Yerinde kalmak.