Tunica propria nedir, Tunica propria ne demek

Tunica propria; Biyoloji alanında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Böceklerin ovaryöllerini ya da diğer bazı omurgasızların ovaryumlarını çevreleyen telsi ya da şekilsiz yapıda, kalın, düzgün uzanmış bir tip bazal lamina.

Tunica propria kısaca anlamı, tanımı

Omurgasızlar : Omurgasız, çok hücreli hayvanlar âlemi (Protostomia)

Omurgasız : Omurgası bulunmayan. Düşüncelerini çıkarları doğrultusunda değiştirebilen, ilkesiz.

Böcekler : Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.

Şekilsiz : Belirli biçimi olmayan. Biçimi bozuk.

Ovaryum : [Bakınız: yumurtalık]. Yumurtalık.

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

Lamina : Zar biçiminde ince düz tabaka, ince levha. Yaprak, levha, tabaka.

Omurga : Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas.

 

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Telsi : Çok ince telciklerden oluşan.

Şekil : Biçim. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi. Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Anlatım biçimi.

Bazal : Bazı çok olan (tuz). Bazın özelliklerini taşıyan (madde).

Böcek : Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Düzgü : Norm.

Kalın : Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Yoğun, akıcılığı az olan. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Enli ve gür (kaş). Pes (ses). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Etli, dolgun.

Lami : Tanesiz taze fasulye. Parıldayan, parlak, parıltılı.

Bazı : Birtakım, kimi. Bazen.

Ovar : Sıcak hava, samyeli.

Diğer dillerde Tungsten halojen lamba anlamı nedir?

İngilizce'de Tungsten halojen lamba ne demek ? : tungsten-halogen lamb