Two piece türkçesi Two piece nedir

Two piece ile ilgili cümleler

English: Give me two pieces of chalk.
Turkish: Bana iki parça tebeşir ver.

English: Cut it into two pieces.
Turkish: Onu iki parçaya kesin.

English: Ali divided the bread into two pieces.
Turkish: Ali ekmeği iki parçaya böldü.

English: Bring me two pieces of chalk.
Turkish: Bana iki parça tebeşir getir.

English: He divided the bread into two pieces.
Turkish: Ekmeği iki parçaya böldü.

Two piece ingilizcede ne demek, Two piece nerede nasıl kullanılır?

Two : Çift. 2. İkili. İki rakamı. İki tane. İkisi. İskambilde ikili. İki. İki adet.

Piece : Yamamak. Birleştirmek. Parça. Parçalarını eklemek. Yamalamak. Parça koymak. Pare. Tane. Kalıp. Eklemek.

Two piece dress : Döpiyes.

Two piece suit : İki parçalı elbise. İki parça bir takım. Takım elbise.

Two piece swimming suit : Bikini.

Two a penny : Çok sıradan.

Two address : İki adresli.

İngilizce Two piece Türkçe anlamı, Two piece eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Two piece ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Diad : Çift.

Dual : İki. Dual. Bilgisayar, fizik, kimya, gramer alanlarında kullanılır. İkizuzay. Çifte. Çift yönlü. Çiftli. İki eş parçalı. Bazı dillerde adların, zamirlerin teklik-çokluk açısından iki varlığı iki nesneyi belirtmesi, çekimli fiilerde iki kişiyi göstermesi. ikilik şekli arap, yunan ve sanskrit gibi dillerde var olan bir şekildir. dilimizde ikilik yoktur. yalnız türkçeye arapçadan girmiş olan bazı eski kelimelerde veya osmanlıca metinlerde göze çarpar. -an ve -ayn ekleri ile kurulur. ar. taraf-eyn "iki taraf", ebe-v-eyn "ana-baba", harem-eyn "mekke ve medine", kamer-eyn "ay ve güneş", devlet-eyn-i fahim-eteyn "iki büyük devlet" vb. || arapçada ikilik, çekimli fiilerde de kurallı olarak kullanılmaktadır: kete-ba "iki erkek yazdı", ketebeta "iki kadın yazdı"; ketebtüma "iki erkek veya iki kadın yazdınız", tektübani "iki erkek veya iki kadın yazarsınız" gibi. Çift.

 

Dich : Hendekle çevirmek. Hendek kazmak. Vuruşma sırasında, savutları kullanamayacak biçimde birbirine değme ya da çarpma. İki parça halinde. Suyolu açmak. Çakışma.

Two fold : Çift. İki kat. İki katlı. İki misli. İki parçadan oluşan.

Deuce : Dü (zar). Aynı oyun içinde her iki oyuncunun da üç ya da daha çok eşit sayı kazanmış olmaları. Kör talih. Aman. Şeytan. Beraberlik (tenis). Tenis düs. Düs. Dü zar.

Dichotomous : İkiye bölen. İki parçaya ayrılmış. İkiye bölünen. İki parçaya ayıran. İkiye bölünmüş. Çatal şeklinde.

Bipartitus : Bipartitus.

Doublet : Toplam dönüsü s=1/2 olan dizge. İki ögeli. Çiftli. Mükerrer satır. İki ikilden, eşdeyişle iki ikili öğeden oluşan çoklu. Aynı. İkilem. Çift mercek. Çift kutup. Eş.

Double : Çifte. Yedeklemek. İkiye katlamak. Dublör. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İki misli. Duble. Bir filmin çevrilmesi sırasında bir oyuncunun bazı görünçlüklerdeki oyununu başkasına oynatmak. bunu yapan kimsenin eylemi. İki kat.

Two piece synonyms : bikinis, dimer, ensemble, ensembles, bisectional, two piece dress, bigeminal, two party, dimers, duet, bipartite, two piece swimming suit, duets, bikini, binary, binal, duetted, bilateral.