Uçurumlu nedir, Uçurumlu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kuruntulu, küçük olayları korkuyla büyüten.

Uçurumlu tanımı, anlamı

Uçur : Vakit, an. Fırsat. Mevsim

Uçurum : Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer, yar. Büyük fark, ayrılık. Felaketli sonuç.

Kuruntulu : Kuruntusu olan (kimse), evhamlı, vesveseli, mütevehhim.

Kuruntu : Yanlış ve yersiz düşünce, evham. Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim. Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese.

Kurun : Çeşme yalağı, oluk. Hayvan yemliği. İçinde üzüm ezilen tekne. Boş arı kovanı. Kap, suyun, kahvenin döküldüğü yer. “Gahve goydum kuruna. Ağaçtan ya da taştan yapılmış, hayvanların su içmesi için uzun su kabı. Taştan veya ağaçtan oyularak yapılmış yalak; sarnıç; su veya yağ depo etmekte kullanılır. Arı kovanı.

Büyüt : Hile.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Korku : Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü. Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara. Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.

 

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Kork : Bostan korkuluğu.

Kuru : Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

Olay : Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka. Önemli tarihsel olgu, fenomen.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Diğer dillerde Uçunyuvar anlamı nedir?

İngilizce'de Uçunyuvar ne demek ? : atmospher