Uğumsuz nedir, Uğumsuz ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Düzensizlik, azla yetinmeme, açgözlülük gibi kötü huyları olan.

Döl döş vermeyen, çocuğu, özellikle oğlu olmayan.

Teknik terim anlamı:

Geçimsiz, aç gözlü.

Uğumsuz kısaca anlamı, tanımı

Uğum : Uslu, iyi düşünen, iyi gören (çocuk için). Kanıklık. İçe kapalılık, durgunluk, suskunluk

Düzensizlik : Düzensiz olma durumu, tertipsizlik, intizamsızlık, nizamsızlık.

Açgözlülük : Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.

Düzensiz : Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik. Sistemsiz.

Geçimsiz : Çevresindekilerle iyi geçinemeyen, kavga çıkaran, dirliksiz.

Özellik : Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa, mahsusluk, spesiyalite.

Açgözlü : Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

Yetinme : Yetinmek durumu, kanaat, iktifa.

Döl döş : Çocuklar ve torunlar, soy sop.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Verme : Vermek işi.

Geçim : Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet. Anlaşma, uyum.

Gözlü : Gözü olan. Bölmesi ya da gözleri olan. Herhangi bir biçimde veya renkte gözü olan. Deliği olan.

 

Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

Açgöz : Açgözlü.

Düze : Doz.

Çocu : Çocuğu.

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Yeti : İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği, meleke. Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri, meleke.

Diğer dillerde Uğultuönler anlamı nedir?

İngilizce'de Uğultuönler ne demek ? : noiseless, noise suppression, anti-groundnoise, agn