Vocatives türkçesi Vocatives nedir

  • İsmin hitap haline ait.
  • Seslenmelik.
  • Nida.
  • Seslenme durumu.
  • Vokatif.
  • Çağrı.

Vocatives ingilizcede ne demek, Vocatives nerede nasıl kullanılır?

Vocative : İsmin hitap haline ait. Seslenme ile ilgili. Vokatif. Çağrı. Nida. Seslenme durumu. Seslenmelik.

Vocatively : Bir kimseye veya şeye hitap edilmesi durumuyla. Vokatif bir şekilde. Çağrı şeklinde.

Be evocative of : Hatırlatmak. Anımsatmak.

Evocative : Hatırlatıcı. Anımsatıcı. Çağrışımcı. Andıran. Çağıran. Hatırlatan. Çağrıştıran.

Evocatively : Çağrıştıran bir şekilde. Aklına getirerek. İma edercesine. Belirten veya gösteren bir tarzda. Hatırlatan bir şekilde. Uyandırarak. Hissettirerek.

Vocational aducation : Mesleki eğitim.

Provocativeness : Tahrik edicilik. Kışkırtıcılık.

Provocative : Tahrik edici. Sinirlendirici. Çekici. Cazip. Neden olan. Kızdırıcı. Kışkırtıcı. Etkileyici. Çıkaran. Uyandıran.

Vocational aptitude test : Uğraşı yatkınlık ölçeri. Bir uğraşının gerekimlerini yetkin biçimde yerine getirmeyi öğrenme konusunda gösterilen başarı düzeyini saptamaya yarayan ölçer.

Vocational aptitude : Mesleki yetenek.

İngilizce Vocatives Türkçe anlamı, Vocatives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vocatives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Oblique : Eğik. Yatık. Sallanma. Yoldan çıkmış. Yansı. Dolambaçlı. Dolaylı. Sallanma hareketi. Meyletmek. Oblik.

Forms of address : Bir insanı işaret etmek için kullanılan kelimeler. Seslenme biçimleri.

Interjection : Konuşanın korku, sevinç, acıma, şaşkınlık gibi her türlü duygu ve heyecanını etkili ve kısa bir biçimde anlatmaya, seslenmeye, çağırmaya yarayan ve kısmen bağımlı kelimeler sınıfına giren kelime veya kelimeler: a!, e!, ah!, ay!, ey!, ya!, hah!, o!, vah!, eh!, hay hay!, vay!, of!, uf!, pöh!, aman!, haydi!, bravo!, hişt!, yazık!, hop!, hoppala!, yo!, ayol!, yuh!, yahu!, hu!, be!, sakın!, allah!, tanrım!, yarabbi!, vb. — bana blöf yok dedik, a doktor! (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 148). — ah bu sarhoşluk(...) bu romantizmin büyülteci (t. buğra, yalnızlar, s. 69). ah bin kulağım olsaydı da bin şaheserin lezzetini birden tatsaydım (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 17). ey şair, çünkü senden sonra çok şeyler oldu (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., s. 33). biraz düşündükten sonra bağırdı:- hah! dedi. bak mesela, o tabanca vak’ası... (p. safa, biz insanlar, s. 53): || — filan köşkü sekiz bin liraya satmışlar... || — vah vah... haber alaydım, parasını verir, alırdım... (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 179). hay hay! yarın sana uğrarım. oh canıma değsin! kardeşim hemen kucağından kapıyorlarmış gibi ona sımsıkı sarılarak: || — aaa!.. ben ismail’den ayrılmam... istemem... seninle gideceğim, diye isyan etti (r. n. güntekin, göst.e., s.20) behey mübarek adam, gece yarıları denizin dibinde ne arıyordun? (r. h. karay, memleket hikayeleri: şaka, s.70). saniye şarkı söylerken yakalandığı vakit gözleri dolarak: || — of! içimin acısından ne haltedeceğimi kendim de bilmiyorum, diyordu (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 125). ben sekiz senedir buradayım! dedi. haydi eve gidelim, bir kahve içelim (a. h. tanpınar, yaz yağmuru: teslim, s. 95) vb. || ünlemler kendi içinde a. içe dönük ünlemler, b. dışa dönek ünlemler, c. ses yansımalı ünlemler olmak üzere üç ana gruba ayrılır bunlara bk. Ünlem. Arada söyleme. Laf arasında söyleme.

 

Garnishments : Mahkeme emri. Mir mahkeme kararı. İhbarname. Ödeme emri. Haciz. Süs. Ücret haczi. Maaş haczi. Mahkeme ilamı.

Exclamation : Bağırma. Bağırış. Ünlem. Haykırış. Uyarı.

Convocations : Toplantı. Mahkeme daveti. Davet. Meclis. Toplantıya çağrı.

Oblique case : İsmin yalın halinden başka herhangi bir hali. Yalın dışı durum.

Vocative : Seslenme ile ilgili.

Ejaculation : Ünlem. Haykırma. Ejakulasyon. Ejekülasyon. Fırlatma şeklinde sperm çıkarılması. Dışarı atma. Feryat. Fışkırtma. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Hue : Ünlem. Renk özü. Mavi, yeşil, sarı, kırmızı, mor vb. ile belirtilen görsel duyulanma vergisi. not: bu vergi renkölçümsel bir büyüklük olan "baskın dalga boyu"nun (yaklaşık) ruhduyumsal (psikosansoriyel) karşılığıdır. Renközü. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Renk. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kırmızı, turuncu, sarı, mavi, yeşil, mor gibi dalga uzunlukları. Ton (renk için). Nüans.

Vocatives synonyms : vocative case, ejaculations, invitation, calling, citations, call, callings, interjections, cali, exclamations, appeal, calls, hues, subpoena, convocation, citation, garnishment, invitations, pager.

Vocatives zıt anlamlı kelimeler, Vocatives kelime anlamı

Nominative : Yalın. İsmin yalın hali. Adın herhangi bir ek almamış yalın durumu: bal, ev, gönül, işçilik vb. || adın iyelik ve çokluk ekleri ile genişletilmiş biçimleri de yalın durum sayılır: ev-im, ev-iniz, ev-leri, çocuk-lar, çocuk-lar-ımız, kız-lar, kız-larımız gibi. Nama yazılı. Yalın hal. Yalın durum. Öznel. Nominatif.

Unmindful : Düşüncesiz. Dikkatsiz. Aldırışsız. Unutkan. Kayıtsız.