Watches türkçesi Watches nedir

Watches ile ilgili cümleler

English: A man with a watch knows what time it is, a man with two watches is never sure.
Turkish: Bir saati olan biri saatin kaç olduğunu bilir; iki saati olan biri ise asla emin olamaz.

English: Ali hardly ever watches TV.
Turkish: Ali neredeyse hiç TV izlemez.

English: Ali is particular about what he watches on TV.
Turkish: Ali televizyonda izlediği hakkında seçicidir.

English: Ali often watches TV while eating dinner.
Turkish: Ali akşam yemeği yerken çoğunlukla TV izler.

English: Ali claims he doesn't watch much TV, but he watches more than three hours every day.
Turkish: Ali çok fazla TV izlemediğini fakat günde üç saatten daha fazla izlediğini iddia ediyor.

Watches ingilizcede ne demek, Watches nerede nasıl kullanılır?

In the watches of the night : Geceleyin.

Deathwatches : İdam mahkumu bekçisi. Kitap biti. Tahtakurdu.

Dogwatches : Öksüz vardiya. İki saatlik akşam nöbeti (gemi).

Stopwatches : Kronometre. Süreölçer.

Swatches : Numune. Numunelik kumaş parçası. Parça. Yer. Numunelik deri parçası. Örneğini göstermek. Parça kumaş. Tekstil maddeleri örneği. Kumaş örneği. Numunelik kağıt parçası.

 

A watched pot never boils : Başında beklenen su kaynamaz (mecazi deyim). Başında beklenen su kaynamaz.

Watcher : Bakıcı. Gözcü. İzleyici. Bekçi. Seyirci.

Watchers : Bekçi. Bakıcı.

About net watcher : Ağ izleyici hakkında.

Watched tv : Tv (televizyon) seyretti. Televizyona baktı.

İngilizce Watches Türkçe anlamı, Watches eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Watches ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beat about : Endişeyle aramak. Aramak. Sıkıntıyla aramak. Aranıp durmak. Rota değiştirmek. Aranmak. Bakınmak.

Espy : Uzaktan görmek. Farketmek. Gözüne çarpmak. Gözüne ilişmek. Görmek. Casusluk etmek. Fark etmek.

Fleet : Çevik. Park. Fani. Yürük. Filo. Süratli. Çabuk. Donanma. Alay.

Be careful : Dikkatli ol. Dikkatli olmak. Dikkatli olun. Gözlerini dört aç.

Invigilate : Sınavda gözetmenlik yapmak. Gözcülük etmek. Sınavda gözcülük etmek. (sınavda) gözcülük etmek.

View : Üzerinde düşünmek. Muayene etmek. Görüş. Tetkik etmek. Görmek. Görünüş. Bakış. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Bireyin belli bir konudaki bakış açısı ve anlayış biçimi.

Give heed to : Kulak asmak. Dikkatli olmak. Önem vermek.

Eying : Dikkatle bakmak. Bakma. Süzmek. Süzme. Kuşkuyla bakmak. Yakından seyretme. Tek gözle ihtiyacını karşılama.

Anticipate : Görmek. Önceden tahmin edip ona göre davranmak. Geleceği görmek. Önceden görmek. Önce davranmak. Ummak. -den önce davranmak. Sezmek. Karşı oyuncunun yapacağı vuruşu önceden kestirip ona göre durum almak.

Bides : Dayanmak. Yıkılmamak. Sabırla beklemek. Oturmak.

 

Watches synonyms : keep an eye on, awaits, bewaring, observe, stand guard, come on, keep vigil, behold, beheld, watch over, ensues, chase, be mindful of, followed, fleeted, case the joint, be on guard, check up on, chased, look, proctor, longs, longed, fleeter, gaze at, focus attention on, mind out, keep cave, look into, bargain on, look after, beholding, attended.

Watches zıt anlamlı kelimeler, Watches kelime anlamı

Mismatched : Birbirine uymamak. Uyumsuz. Birbirine uymayan. Uyumsuz olmak.

Incompatible : Çelişken. Uyuşmayan. Farklı. Uyuşmaz. Bağdaşmayan. Geçimsiz. Uyumsuz. Birbirine zıt. Bağdaşmaz. İmtizaçsız.

Watches antonyms : unmated.

Watches ingilizce tanımı, definition of Watches

Watches kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The leaves of Saracenia flava. [Bakınız: Trumpets].