Yalan yanlış nedir, Yalan yanlış ne demek
Yalan yanlış; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.
- Gerçek olmayan, yanlış şeylerle dolu

- Üstünkörü, karmakarışık.
- Doğru, düzgün olmasına önem verilmeyerek.
"Yalan yanlış" ile ilgili cümleler
- "Ara sıra kemanla bana da yalan yanlış bir iki taksim ettiriyor ve beni alaturkacılığa teşvik ediyorlar." - O. C. Kaygılı
- "Yalan yanlış değerlendirmeler çabucak yaygınlaşıyor." - N. Cumalı
Yalan yanlış ile ilgili Cümleler
- Hakkımda yalan yanlış tüm bilgiyi sevdiğim kadına ulaştırdın değil mi? Senden de ancak bu şerefsizlik beklenirdi.
- Öncelikle ketum olması gereken sizdiniz, benim hakkımda yalan yanlış bilgileri çanak çanak yayıp beni karalamayacaktınız.
Yalan yanlış anlamı, kısaca tanımı:
Yalan : Yalancı kimse. Uydurma. Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır.
Yanlı : Yandaş.
Gerçek : Yalan olmayan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Temel, başlıca, asıl. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Doğruluk. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Gerçeklik. Yapay olmayan. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.
Dolu : İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. Bir duygunun güçlü etkisinde olan. Bir yerde sayıca çok. Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). Boş vakti olmayan, meşgul. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. İçki doldurulmuş bardak. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.
Üstün : Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha.
Karmakarışık : Huzursuz, kararsız, karmaşık. Dağınık, düzensiz, çok karışık.
Düzgü : Norm.
Verilme : Verilmek işi.
Yanlış : Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata. Hatalı bir biçimde. Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı. Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan.
Üstünkörü : İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, baştan savma yapılan. (üstü'nkörü) İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, şöyle bir, baştan savma, eğreti, üstten.
Doğru : Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Karşı yönünce. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Yakın, yakınlarında. Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Gerçek, yalan olmayan. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.
Düzgün : Fondöten. İyi. Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam. Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim).
Önem : Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

Bu kısımda Yalan yanlış nedir? Yalan yanlış ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yalan yanlış tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yalan yanlış hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.