Yelpaze nedir, Yelpaze ne demek

  • Sallandığında küçük bir hava akımı yapan ve özellikle yüzü serinletmeye yarayan, katlanabilir, taşınabilir araç
  • Çeşitlilik.
  • Bu biçimde olan.

"Yelpaze" ile ilgili cümleler

  • "Sarayında olduğu gibi başının üzerinde uzun saplı yelpazelerin serinletici nazik havasını istermiş." - R. H. Karay
  • "Yelpaze merdiven."

Osmanlıca Yelpaze ne demek? Yelpaze Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

hüzme

Yelpaze hakkında bilgiler

Yelpaze, hava akımı sağlamak ve serinlemek amacı ile kullanılan bir gereçtir. İleri-geri sallanan herhangi geniş ve düz yüzeyli bir şey hava akımı yaratır ve bu yüzden basit bir yelpaze olarak düşünülebilir. Yelpazelerin katlanabilir ve katlanamayan türleri vardır. Katlanmayan yelpazeler sabit bir yaprakla bir saptan oluşur. Katlanabilen yelpazelerin, bir uçlarından pimle birbirine tutturulmuş yassı küçük çubukları vardır. Çubukların üstüne yelpazenin açılıp kapanmasına olanak verecek biçimde katlanan bir kumaş ya da kağıt yapıştırılmıştır. Katlanarak kullanılmadığı zamanlarda daha az yer kaplaması sağlanır.

Yelpazen hareketinin oluşturduğu hava akımı deri üzerindeki ter damlacıklarının buharlaşma hızını arttırır. Ter damlacıklarının buharlaşması ise derideki ısının uzaklaştırılmasını sağlar. Bu şekilde yelpazenin serinletmesi sağlanır.

 

Yelpaze ile ilgili Cümleler

  • O kadının bir yelpazesi var çünkü hava sıcak.
  • Bir dergiyle kendimi yelpazelendiriyorum.
  • Bu Çinin yelpazesidir.
  • Amcam Çin yelpazeleri biriktirir.
  • Sırası gelmişken, bu odada klimaya benzer bir şey yok. Onun sahip olduğu tek şey elle tutulan kağıt yelpaze.

Yelpaze anlamı, kısaca tanımı:

Küçük : Geri aşamada. Küçük abdest. Kısık, parlak olmayan (ses). Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niteliği aşağı olan, bayağı. Yaşı daha az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niceliği az olan. Değersiz, önemsiz.

Hava : Müzik parçalarında tür. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Çekicilik. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Tarz, üslup. Gökyüzü. Çevreyi kuşatan boşluk. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Keyif, âlem.

Akım : Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan. Akma işi.

Serin : Az soğuk, ılık ile soğuk arası. Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl.

 

Dümen yelpazesi : Geminin ileri veya geri hareketinden meydana gelen su akıntısının baskı yaptığı dümen yüzeyi.

Tavukyelpazesi : Tavuk bifteğinin pişirilmesinden sonra domates, biber ve sarımsağın beşamel sosla karıştırılarak tavuğun üzerine dökülmesiyle hazırlanan bir yemek.

Ürün yelpazesi : Üretilen maddelerin, değişik ve yaygın çok çeşitlilik durumu.

Yelpazeleme : Yelpazelemek işi.

Yelpazelemek : Yelpaze veya bir başka nesne ile yel yapmak.

Yelpazelenme : Yelpazelenmek işi.

Yelpazelenmek : Kendini yelpaze ile serinletmek.

Taşınabilir : Taşınır.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Çeşitlilik : Çeşidi çok olma durumu, izge, yelpaze, tenevvü, spektrum.

Sağlamak : Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak.

Serinlemek : Hafif soğukluk duymak. Hava serin bir duruma gelmek, hafifçe soğumak, serinleşmek. Biraz avunarak ferahlamak.

Gereç : Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Yelpaze olmak : Yelin etkisinden korunmak için, topluca birbirini siper ederek yelpaze biçiminde sıralanmak.

Yelpazekanatlılar : Genellikle başka böceklerin asalağı olarak yaşayan, dişileri kanatsız, gözleri çıkık ve iri böcekler takımı.

Yelpazekuyruk : Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ötleğengiller (Sylviidae) familyasından, 10 cm kadar uzunlukta, sırt tarafı, kanatlar ve orta kuyruk tüyleri siyahımsı kahverengi, tüylerin kenarları hafif sarımsı kahverengi olan, Türkiye'de Marmara, Ege sahilleri ile Doğu Akdeniz bölgesinde yaşayan, böcek, böcek larvaları ve küçük Salyangozlarla beslenen yerli bir tür.

Diğer dillerde Yelpaze anlamı nedir?

İngilizce'de Yelpaze ne demek? : n. fan

Fransızca'da Yelpaze : ëventail [le]

Almanca'da Yelpaze : n. Fächer, Wedel

Rusça'da Yelpaze : n. веер (M), опахало (N)