Yuvak üreteci nedir, Yuvak üreteci ne demek

Yuvak üreteci; Matematik alanında kullanılan bir terimdir.

Matematik'te terim anlamı:

Bir yuvağı oluştururken kendisine koşut kalarak düzlemsel bir eğri boyunca eğriyi keserek devinen doğru.

Yuvak üreteci tanımı, anlamı

Yuvak : Yuvgu. Loğ taşı, toprak damı düzlemek ve pekiştirmekte kullanılan taş silindir. Yol düzlemekte kullanılan silindir. İçindekilerin dökülmemesi için arabaların ön ve arkalarına konulan tahta setler, kapaklar. Tilkiyi ininden çıkarmak için yapılan tuzak. Yer altına kazılarak üstü kapatılmış, kuruları koymaya ayrılmış yer. Kuş yuvası. Küçük kuzuların yattıkları yer. Makara. Değirmen taşının altına sürülüp kaldırılmasını sağlayan iki başı yuvarlak, ağaç kaldıraç. Bulgur ufağı ya da pirinç, ince çekilmiş kıyma ile yoğrulduktan sonra küçük küçük yuvarlanıp haşlanarak yapılan bir çeşit yemek. Loğ taşı. Parça. ölçü birimi. (Mimarlık) Düz toprak damlı evlerin üstündeki killi toprağı sert bir katman haline getirmek için dam üzerinde yuvarlanan silindir biçimindeki ağır taş. Löktaşı ve loğ da denir. Düzlemsel bir eğri boyunca eğriyi keserek ve durgan bir doğruya koşut olarak devinen bir doğrunun oluşturduğu uzambiçim ya da uzambiçimin koşut iki düzlemle sınırlanmış parçası. [Bakınız: yurgu]. Sürülmüş tarlayı düzeltmekte kullanılan ağaç silindir. (Kurtköy Bozüyük Bilecik; Dutlu İnönü Eskişehir). Merdane. (Kartal Eskişehir). Havudun arkasındaki çıkıntı. (Saçıkara İslahiye Gaziantep). [Bakınız: yuğu taşı]

 

Yuva : Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.

Düzlemsel : Düzlem niteliğinde olan.

Boyunca : Boyu veya uzunluğu kadar. Süresince.

Kendisi : Kendisi.

Düzlem : Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı. Ortam. Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi.

Devin : Hareket, kımıldanış. Çaba, gayret.

Keser : Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

 

Koşut : Paralel.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Devi : Deve. Tokacın iki ölünokta arasında gittiği yol.

Kend : Kasaba, şehir.

Kese : Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. Kısa, kestirme (yol). Beş yüz kuruşluk para birimi. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. Bir kimsenin mal varlığı. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. Organizmanın bazı boşlukları. Bu küçük torba miktarında olan. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.

Kala : Kaldığında.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Koşu : Koşma. Koşarak yapılmış olan yarış. At yarışı.

Eğri : Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı. Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi. Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail. Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves. Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey. Yanlış bir biçimde.

Diğer dillerde Yuvak üreteci anlamı nedir?

İngilizce'de Yuvak üreteci ne demek ? : generator of a cylinder