Zemberek nedir, Zemberek ne demek
Zemberek; kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren bölüm, yay

- Kapılara takılan yaylı kapama düzeneği.
- Çelik ya da pirinçten yapılmış ok.
- Hayvan sırtında taşınabilen küçük top.
"Zemberek" ile ilgili cümle
- "Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı." - R. N. Güntekin
Yerel Türkçe anlamı:
Sığırda çene altlarının şişmesiyle beliren bir hastalık.
Kapı anahtarı.
Demirden yapılmış kapı sürgüsü
Kilit dili.
Kan almakta kullanılan keskin dişli bıçak, neşter
Zatürree.
Kuş vurmak için çocukların yaptıkları bir araç.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Ekseni çevresinde döndürülüp sıkıştırıldıktan sonra eski durumuna gelirken bir iş, bir devinim sağlayan çelik yay.
Tarih'teki anlamı:
Hayvan sırtında taşınabilen küçük top.
Çelik ya da pirinçten yapılmış ok.
İngilizce'de Zemberek ne demek? Zemberek ingilizcesi nedir?:
spring
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Trabzon ilinde, Beşikdüzü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Zemberek hakkında bilgiler
Zemberek kelimesinin çeşitli anlamları ve kullanımları vardır.
Zemberek tanımı, anlamı:
Zemberek gibi : Birdenbire, aniden.
Zemberek kurulmak : Durum kızışmak.
Zembereği boşalmak : Kendini tutamayarak uzun uzun ve sesli gülmek. zembereği kurulmaz duruma gelmek.
Zemberek kutusu : Zembereği muhafaza etmek için yapılmış olan kutu.
Zemberek otu : Atkuyruğu.
Zehir zemberek : Son derece sert, hakaret dolu. Son derece ağır, sert bir biçimde. Son derece acı.
Zemberekçi : Yeniçerilerin zemberek kullananı.
Zemberekli : Zembereği olan.
Parça : Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Nesne. Tane. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Pasaj. Güzel, alımlı kız veya kadın.
Hareket : Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Yola çıkma. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Deprem. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Devinim.
Bölüm : Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Çağ, devir. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.
Kapı : Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Ev gezmesi için gidilen yer. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Gidere yol açan gereksinim.
Yaylı : Yayı olan. Üstü ve yanları kapalı, dört tekerlekli, altında yayları olan, atla çekilen bir tür binek arabası, yaylı araba. Ok ve yayla silahlanmış.
Kapama : Metres. Kapamak işi. Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği. Üst baş, giyecek takımı.
Düzen : Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Alet edevat takımı. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Yerleştirme, tertip. Bez dokuma tezgâhı. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri.
Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.
Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.
Küçük : Niteliği aşağı olan, bayağı. Küçük abdest. Geri aşamada. Niceliği az olan. Yaşı daha az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Kısık, parlak olmayan (ses). Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Değersiz, önemsiz.
Top : Kumaş, kâğıt gibi şeylerin belli miktardaki bağı. Tamamen, bütünüyle. Birçok spor oyununda kullanılan, türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan yapılmış yuvarlak nesne. Kumaş, kâğıt vb. şeylerin düzenli bir yığın durumuna getirilmiş bağı. Bazı aletlerde bulunan toparlağımsı parça. Homoseksüel erkek. Gülle veya şarapnel atan büyük, ateşli silah. Yuvarlak biçimde olan, toparlak.
Çelik : Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Zayıf fakat güçlü (vücut). Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Kök salması için yere dikilen dal. Kısa kesilmiş dal.
Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.
Ok : Bir dairede bir kirişin ortasında bu kirişi gören yayın ortasına indirilen doğru parçası. Yön göstermek amacıyla belli yerlere konulabilen, oka benzer işaret. At arabası, kağnı vb. araçlarda koşum hayvanlarının bağlandığı ağaç. Yayla atılan, ucunda sivri bir demir bulunan ince ve kısa tahta çubuk.
Zemberek vurmak : Kan almak için zemberek denilen kan alma aracını gövdenin bir yerine vurmak.
Zemberekçi ortası : Yeniçeri ocağının zemberek denilen bir tür ok ile silahlanmış 8 ortası.
Zemberekçibaşı : Zemberekçi ortası komutanına verilen san.
Zemberekli alıcı : Zemberekli motorla çalışan eski tür alıcı.
Zemberekli motor : Zemberekle çalışan motor çeşidi.
Zemberekli musket : Hayvan sırtında taşınan küçük top.
Diğer dillerde Zemberek anlamı nedir?
İngilizce'de Zemberek ne demek? : n. coil spring, spring, watch spring
Fransızca'da Zemberek : ressort [le]
Almanca'da Zemberek : Unruh
Rusça'da Zemberek : n. пружина (F), рессора (F), завод (M)

Bu kısımda Zemberek nedir? Zemberek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Zemberek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Zemberek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.