Şataflı nedir, Şataflı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Neşeli, eğlenceli, gürültülü. 2.İştahlı. 3.Huysuz, yaygaracı, tezcanlı.

1.Gösterişli, süslü. 2.Albenili, çekici.

Gösterişli.

Şataflı tanımı, anlamı

Şata : Yastık. Başörtüsü

Şataf : Çalım, süs. 1.Neşe. 2.Güleç. 1.Asmanın son üzümü. 2.Ağaçların zamansız meyvesi. Güler yüzlü, neşeli.

Gösterişli : Gösterişi olan. Görkemli.

Gürültülü : Gürültüsü olan. Karışık olaylarla dolu.

Eğlenceli : Eğlendiren, hoşa giden.

Yaygaracı : Gerekli gereksiz çok bağırıp çağıran.

Gösteriş : Gösterme işi. Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum. Görkem. Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık.

Tezcanlı : Aceleci.

Yaygara : Gereksiz olarak yüksek sesle bağırıp çağırma. Şikâyet, sızlanma.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

 

Gösteri : İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.

Eğlence : Eğlenme işi, sefahat. Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey veya kimse.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Tezcan : Telaşlı, heyecanlı, beklemeye dayanamayan, sabırsız. Kastamonu ilinde, Bozkurt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Çekici : Kaza veya arıza yapan, yanlış yere park eden aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt. Alımlı.

Süslü : Süsü olan, süslenmiş, bezenmiş. Süslenmeye, süse çok düşkün olan.

Eğlen : Kahramanmaraş ilinde, Narlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çeki : Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

Gürü : Sıpa, eşek yavrusu. [Bakınız: gündük]. Bir yaşındaki kısrak.

Diğer dillerde Şaşkın asalak anlamı nedir?

Osmanlıca Şaşkın asalak : gâib tufeyl