Çoğanmak nedir, Çoğanmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Birikmek, fazlalaşmak.

Çok görmek, kıskanmak, çekememek.

Çoğanmak anlamı, kısaca tanımı

Çoğa : Bebek, çocuk. Kadınların iş yaparken giydikleri daha çok siyah renkli giysi. Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı. Çok, çok a, çok bulunur, çok vardır. Çocuk. Yavru

Çoğan : Kökü ve dalları sabun gibi köpüren hem helvacılıkta, hem de temizlik işlerinde kullanılan bir bitki, çöven. Çöven. Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bir bitki, çöven. Şanlıurfa ilinde, Birecik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Fazlalaşmak : Çoğalmak.

Fazlalaşma : Çoğalma.

Çekememek : Çekme işini yapamamak. Kıskanmak. Katlanamamak.

Kıskanmak : Sevgide veya kendisiyle ilişkili şeylerde bir başkasının ortaklığına, üstün durumda görünmesine dayanamamak. Bir şeye, en küçük saygısızlık gösterilmesine bile dayanamamak. Esirgemek, çok görmek. Herhangi bir bakımdan kendinden üstün gördüğü birinin bu üstünlüğünden acı duymak, günülemek, hasetlenmek, haset etmek. Yerinde olmayı istemek, imrenmek.

Kıskanma : Kıskanmak işi, hasetlenme.

Çekememe : Çekememek işi veya durumu.

Birikmek : Toplanıp yığılmak. Birbirine eklenip çoğalmak. Bir araya gelmek, toplanmak.

 

Birikme : Birikmek işi.

Görmek : Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

Kıskan : Cimri, pinti.

Çekem : Yeşil yapraklı, dikensi, ateşe atıldığında çatırdayarak yanan bir bitki.

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Kıska : Arpacık soğanı.

Fazla : Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

Görme : Görmek işi, rüyet.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Çeke : Ufak, küçük. Sıkı, gergin.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Diğer dillerde Çoğaltman anlamı nedir?

İngilizce'de Çoğaltman ne demek ? : copyist