Ödevler nedir, Ödevler ne demek

Ödevler; Maliye alanında kullanılan bir sözcüktür.

Teknik terim anlamı:

Devlet alacaklarına ilişkin haklarla vergilerin gereği gibi gerçekleşmesi, izlenilmesi ve alınması sağlanılmak üzere yasalarıyla görevlilerine verilmiş, yapılmaması halinde sorumluluğu gerektiren ödevler.

Ödevler ile ilgili Cümleler

  • Öğrenciler genellikle birbirlerinin ödevlerini kopyalarlar.
  • Ödevlerini az önce bitirdin.
  • Neden onlar ev ödevlerini yapmıyor?
  • Ödevlerini Pazartesiye kadar teslim edeceksin.
  • Yardım almadan ödevlerini yapmaya çalış.
  • Onlar ev ödevlerini yapmakta birbirlerine yardım ettiler.
  • Ödevlerimi tamamlayamadığım için üzgünüm.
  • Ödevlerimle meşgûlüm.
  • Onun erkek kardeşinden ev ödevlerine yardım etmesini istediler.
  • Erkek çocukları ev ödevleri için kız çocuklarından daha az zaman harcar.
  • O bazen kız kardeşine dönem ödevlerini yazdırır.
  • Diğer öğrencilerin ev ödevlerini kopya etmeyin.
  • Kızımla matematik ödevlerini birlikte yapardık.

Ödevler anlamı, tanımı

Ödev : Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış, vazife, vecibe. Öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma

Gerçekleşme : Gerçekleşmek işi, tahakkuk.

Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.

 

İlişkin : İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik.

Yapılma : Yapılmak işi. Yapılmış.

Sorumlu : Üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan (kimse), mesul.

Devlet : Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Talih.

Alınma : Alınmak işi.

Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

Gereği : Pazar.

Haklar : Hukuk (karş. töre).

Alacak : Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.

İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.

Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.

Vergi : Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

Hakla : Tahıl ölçeği. Halka. Basık silindir biçimli 12 kiloluk buğday ölçeği. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya).

Yasal : Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni, meşru, legal.

 

Sorum : Sorumluluk.

Alaca : Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

Diğer dillerde Ödevler anlamı nedir?

İngilizce'de Ödevler ne demek ? : duties