Özofagus disfajisi nedir, Özofagus disfajisi ne demek

Özofagus disfajisi; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Yemek borusundaki herhangi bir işlev bozukluğundan kaynaklanan yutma güçlüğü.

Özofagus disfajisi kısaca anlamı, tanımı

Disfaji : Yutma güçlüğü

Özofagus : [Bakınız: yemek borusu]. Yemek borusu.

İşlev bozukluğu : Beyinde baş gösteren bir sakatlanma nedeniyle kişinin araç kullanma ve tasarladığı devimleri yapabilme gücünü yitirmesi.

Yutma güçlüğü : Yemek borusu, yutak veya ağız yaralanmaların veya sinirsel uyarımlarındaki yetersizliklerden kaynaklanan yiyecek ve içecekleri yutma güçlüğü, yutkunma güçlüğü, disfaji, oral disfaji, orofarengiyal disfaji, farengiyal disfaji, yutak disfajisi, orofarengiyal yutma güçlüğü.

Yemek borusu : Besinleri ağızdan mideye ulaştıran, kasla çevrili, içi mukoza ile kaplı kanal. Yemek vaktini bildirmek için çalınan boru.

Kaynak : Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Bir şeyin çıktığı yer, menşe.

 

Yutma : Yutmak işi.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

İşlev : Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev, fonksiyon. Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü, fonksiyon. Bir deneyi yaparken izlenen yol, izlev.

Bozuk : Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.

Güçlü : Gücü olan, kuvvetli, yavuz. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu. Şiddeti çok olan.

Kayna : Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.

Yeme : Yemek işi. Yiyecek.

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım.

 

Boru : Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir. Borazan.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Özofagus disfajisi anlamı nedir?

İngilizce'de Özofagus disfajisi ne demek ? : eosophageal dysphagia