Iğrıp nedir, Iğrıp ne demek
Iğrıp; kökeni rumca dilinden gelmektedir.
Yerel Türkçe anlamı:
Sözde neden.
Gerçek olmayan, sözde neden .
Yalan, düzen.
Yöntem, tutulması gereken yol: Sen bu işin ığrıbını bulur yaparsın.
İnce delikli balık ağı.
Yetenek.
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
Deniz veya göl tabanına yakın yüzen balıkları avlamak için kullanılan, kanatlarına ağırlıklar bağlanarak atılan, gemiye veya kıyıya çekilen, kanatlarının her birinin uzunluğu 52-250 m, yüksekliği 15-30 m, torba uzunluğu 15-32 m olan, kullanıldığı yöreye ve avladığı balığa göre göze genişlikleri değişen, kolları sığ ve yüksek uyarnayla dikinelerden oluşan bir tür çekme ağı.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
[ırıp]: Bir balıkağı türü. (Gençali *Senirkent -Isparta) [ırıp] : (Sofça -Kütahya)
Diğer sözlük anlamları:
Balık ağı; duzak, hiyle.
İngilizce'de Iğrıp ne demek? Iğrıp ingilizcesi nedir?:
seine netting
Iğrıp hakkında bilgiler
Iğrıp (Yunancada gripos), Deniz veya göl dibinden az yukarda yüzen balıkları avlamak için, kenarlarına ağırlık bağlanarak suya atılan, torbalı büyük balık ağıdır. kıyı sürütme ağlarındandır, hem içsularda hem denizlerde kıyıda belirli bir bölgenin önce çevirilmesi daha sonra halatlar aracılığıyla çekilerek taranması şeklinde kullanılan av aracıdır.
Çeşitli boyutlardaki kıyı sürütme ağları manyat, tarlakoz, trata gibi isimlerle anılır. Genel olarak uzun halat bölümü, yine oldukça uzun kanat ağları ve torba ağı bölümlerinden oluşur.
Iğrıp anlamı, tanımı:
Balık : Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı. Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.
Iğrıp çekmek : Balık yakalamak için atılmış ığrıbı yukarı çıkarmak.
Iğrıp çevirmek : Yalan dolanla bir şeyden yararlanmak.
Iğrıp kayığı : Beş çifte kürekli balıkçı kayığı.
Çamur ığrıbı : Denizin sığ ve çamurlu yerlerinde kullanılan 25-30 kulaç uzunluğunda bir balık ağı.
Irıp : Iğrıp.
Yalan : Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Uydurma. Yalancı kimse.
Düzen : Dolap, hile. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Bez dokuma tezgâhı. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Alet edevat takımı. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Yerleştirme, tertip. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
Deniz : Aydaki düzlükler. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Çokluk, yoğunluk. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Geniş alan.
Avlamak : Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek. Tuzağa düşürmek, kurnazlıkla kandırmak.
Kenar : Bir şeyi çevreleyen çizgi. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Yan.
Ağırlık : Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Ağır olma durumu. Yük, külfet. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Sıkıntı. Değerli olma durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Etki, baskı, güçlük. Sorumluluk. Takı. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın. Ağırbaşlılık. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer.
Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Eş, aynı, bir boyda. Sadece. Aynı, benzer. Tek. Bir kez. Beraber. Ancak, yalnız. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.
Tür : Dolaşma. Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş.
Ağı : Zehir.
İğrıp : Dolap, düzen, gizli çalışma.


Bu kısımda Iğrıp nedir? Iğrıp ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Iğrıp tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Iğrıp hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.