Inducted türkçesi Inducted nedir

  • Tanıtılmış.
  • İşe sokulmuş.
  • Gösterilmiş.
  • Hizmet altına alınmış (askeri).
  • Hizmete alınmış.
  • Resmen göreve getirilmiş.
  • İş verilmiş.
  • Resmi olarak bir göreve atanmış.

Inducted ingilizcede ne demek, Inducted nerede nasıl kullanılır?

Inductee : Celp eri. Acemi asker.

Inductees : Celp eri. Acemi asker.

Induct : Başlatmak. Celp suretiyle askere almak. Almak. Resmen göreve almak. Üyeliğe kabul etmek. Askere almak. Endüklemek. Silahlı kuvvetlere askere almak. Birini memuriyetine resmen oturtmak.

Inductance : Bir elektrik çevriminden geçen akımın değişimi ya da yakında bulunan mıknatıssal olarak ilişkili başka bir çevrimden geçen akımın değişimi ile söz konusu çevrimde irkilim yoluyla yük-süren kuvvet oluşması, anlamdaş doğuşu. Endüktans. Öz indüksiyon. İrkilimlik. İrgiti. Doğuşturu. İndüktans. İrkilim kangalı.

Inductance coil : Endüktans bobini. Kıvılcım bobini.

Induction field : Endüksiyon alanı. Doğuşturucu alanı. Doğuşturu alanı.

Induction current : Endüksiyon akımı. İndükleme yoluyla elde edilen elektrik akımı. İkaz cereyanı. İndüksiyon akımı. İndükleme akımı. Endükleme akımı.

Induction coil : Doğuşturma sargısı. Elektrik devrelerinde enerji toplayan bobin. Endükleme bobini. İçinden geçen mıknatıs alanı değişince yüksek kıvıl alıp veren tel sarmal. İrkilim kangalı. Endüklem kangalı. İndüksiyon bobini. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Endüksiyon bobini. İrgitim sarmalı.

 

Inductile : Eğilmez. Katlanabilir olmayan. Biçimlendirilebilir olmayan. Esnek olmayan. Sert. Bükülebilir olmayan.

Induction accelerator : İndüksiyon hızlandırıcı.

İngilizce Inducted Türkçe anlamı, Inducted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inducted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bring forth : Sebep olmak. Getirmek. Vermek. Ürün vermek. Meydana getirmek. Hasıl etmek. Doğurmak. Neden olmak.

Oblige : Bağlamak (anlaşma). İyilikte bulunmak. Minnetar bırakmak. Mecbur etmek. (anlaşma vb) bağlamak. Zorlamak. Minnettar kılmak. -e yardım etmek. Lütufta bulunmak. İyilik etmek.

Shewed : Sunmak. Sergilemek. Sunulmuş. Sergilenmiş. Göstermek.

Make : Yapılış şekli. Hazırlamak. Verim. -e neden olmak. Yaratmak. Kazanç. Düdüklemek. Eylemek. Kapatmak (devreyi). Meydana getirmek.

Stimulate : Kamçılamak. Gayrete getirmek. Uyarmak. Dürtmek. Canlandırmak. Tahrik etmek. Teşvik etmek. Uyandırmak. Tetiklemek. Kışkırtmak.

Generate : Yavrulamak. Dünyaya getirmek. Oluşturmak. Yol açmak. Üretmek. Doğurmak. Meydana getirmek. Çizmek. Var etmek.

Solicit : Dilemek. Asılmak (erkeğe). Sokakta müşteri aramak (fahişe). Askıntı olmak. Fahişelik yapmak. Kışkırtmak. Israrla rica etmek. Teşvik etmek. Tahrik etmek. Talep etmek.

Indicated : Belirli. Belirlenmiş. İşaret edilmiş. Kısıtlı. İma edilmiş. Atanmış. Gösterilen. Sezdirilen. Sınırlı.

Cause : Sebep. Neden olmak. İlke. Yol açmak. Neden. Dava. Doğurmak. Sebebiyet vermek. Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul.

 

Introduced : Öğretmek. Ortaya koymak. Tanıtılan. İçeri sokmak. Tanıtmak. Tanıştırmak. Takdim etmek. Başlattı. Göstermek.

Inducted synonyms : displayed, bring, instigate, encourage, persuade, get, inspire, bring on, lead, decide, suborn, have, tasked, compel, showed, obligate, let, prompt, evinced, laid.

Inducted zıt anlamlı kelimeler, Inducted kelime anlamı

Dissuade : Vazgeçirmek. Fikrini çelmek. Caydırmak. Aklını çelmek. Çelmek. Kandırmak. Cesaret kırmak. Vazgeçirtmek.

Spontaneous : İçten gelen. Hazırlıksız. Başka şeylerin etkisi altında kalmaksızın kendi kendine oluşan. Kendi kendine olan. Spontane. Kendiliğinden olan. Çabuk büyüyen (botanik terimi). Kendiliğinden oluşan. Spontan. Eğitim, fizik alanlarında kullanılır.