Instances türkçesi Instances nedir

Instances ile ilgili cümleler

English: An application of a qualifier precludes non-partaking instances from the compound meaning of a term.
Turkish: Bir terimin birleşik anlamından dolayı, bir niteleyicinin kullanımı benzemeyen örnekleri engeller.

English: I can give you several instances.
Turkish: Sana birkaç örnek verebilirim.

English: However, there are instances in history where entire peoples were successfully exterminated.
Turkish: Buna rağmen,tarihte tüm insanların başarılı bir şekilde yok edildiğine dair örnekler var.

Instances ingilizcede ne demek, Instances nerede nasıl kullanılır?

In most instances : Birçok durumda. Çoğu durumda.

Multiple instances : Bir programın aynı anda çalışan diğer kopyaları.

Instance of the procedure : Yordam örneği.

Instance of the word : Sözcük örneği.

At the instance of : -in üstelemesiyle. -in ısrarı ile. Birinin isteği üzerine.

Last instance : Son merci. Nihai mercii. Üst derece. Temyiz derecesi. Nihai merci.

In this instance : Bu aşamada. Bu durumda. Bu sefer.

Eu court of first instance : Ab ilk derece mahkemesi.

Court of first instance : Sulh mahkemesi. Alt mahkeme. İlk derece mahkemesi. Asliye mahkemesi. İlk yargılık. Birinci derece mahkemesi. Asliye hukuk mahkemesi. Bidayet mahkemesi.

 

Instance : İstek. Misal. Kere. Kerte. Örnek. Aşama. Olay. Durum. Rica. Dava.

İngilizce Instances Türkçe anlamı, Instances eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Instances ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Period : Çekit. Yinelenen bir olayın ya da onu betimleyen bir işlevin, kendini yenileme süresi. Devirsel bir olayda, bağımsız değişkenin; aynı belirtilerin yeniden olması için gerekli en ufak aralığı. not: ışınım olayında bağımsız değişken zaman'dır. Jeolojik zamanlarda bir çağın alt bölümü. örnek: jura devri, mezozoik çağın bir alt bölümüdür. periyot. Dönüm (astronomi terimi). Devir. Adet. Ahit. Dönüm.

Configuration : Şekil. Konfigürasyon. Bk. dizge görünümü. Yapı. Görünüm. Gezegenlerin konumu. Kurgu. Bir kimyasal bileşiğin atom, yükün ya da moleküllerinin uzayda birbirlerine göre düzenlenmiş durumu. Düzenleme.

Episode : Bölüm. Göstermeci nitelikteki oyunlarda olay bölümleri. ana olaya bağlı, destekleyici ikincil olay. Piyes. Kısım. Perde. Vaka. Dilim. Oluntu. Zaman dilimi. Tefrika.

Exx : Modeller. Örnek olarak kullanılan şeyler. Numuneler.

Case : Kasa. Kutu. Alıcıların korunmasını ve taşınmasını sağlayan çeşitli biçim ve boydaki kutular. Kap. Vaka. Eğitim, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yerine koymak (kasa veya kılıf vb). Valiz. Kovan. Adın cümle içinde bulunduğu dil bilgisi şekli; yalın veya eklerle genişletilmiş olarak aldığı geçici durum. türkçede adlar yalın, yükleme, ilgi, bulunma, yönelme, çıkma ve vasıta durumlarına girerler: || yalın durum kapı (kapı kırıldı). || yükleme durumu kapıyı (kapı+y+ı çaldı). || ilgi durumu kapının (kapı+nın kolu). || yönelme durumu kapıya (kapı+y+a gitti). || bulunma durumu kapıda (kapı+da kaldı). || çıkma durumu kapıdan (kapı+dan döndü). || vasıta durumu kapıyla (kapı+y+la kolu, çocuk+la annesi) vb. || ad durumu ekleri, yukarıda belirtilen temel görevleri dışında daha başka bazı işlevler ile de kullanılır: sen+den küçük, su+dan cevap vb. türkçenin tarihi dönemlerinde eşitlik (equativus: +ça); yön gösterme (direktivus: +garu) ve vasıta (instrumentalis: +(ı)n/+(u)n durumları, belirtilen özel eklerle karşılanırdı. bugün bu durum ekleri türkiye türkçesinde yerlerini edatlara bırakmıştır. eat’de uçın>üçin edatı da sıklıkla ekleşerek + çun/+çün sebep gösterme ekine dönüşmüştür. buna bk.

 

Exemplification : Numune. Örnekleme. Timsal. Sembol. Tam ve eksiksiz onaylı suret. Resmi mühürlü suret. Örneklendirme. Resmi onaylı suret.

Apology : Savunma. Gönül alma. Özür. Mazeret. Savunca. Müdafaa. Özür dileme. Bir şeye ya da bir kimseye kusur kondurulmasma karşı o şeyi ya da kişiyi savunmak. İtizar. Tarziye.

Excuse : Mazur görmek. Affetmek. Hoşgörmek. İzin vermek. Kusuruna bakmamak. Affeylemek. Özür. Muaf tutmak. Bahane. Haklı çıkarmak.

Conditions : Ahval. İşlem. Koşullar. Muamele. Şerait. Şartlar. Genellikle işletme içini ilgilendiren olaylar.

Instances synonyms : occurrent, exampless, avidities, cycle, cases, appetite, samples, ensamples, imploration, calling, epitomes, ambition, copy, estate, exempli, bill of indictment, exemplar, bents, degrees, petition, entreaty, affair, implorations, estates, business, exemplifications, exemplary, exempla, contingent, occurrence, instance, appearance, attitude.

Instances zıt anlamlı kelimeler, Instances kelime anlamı

Contract : Sözleşme. Yanların ilintisiz isteklerini açığa vurarak anlaşmaları. kişilerin, yandaş olarak bir hakkı değiştirmek, ortaya çıkarmak ya da düşürmek amacıyla yasalar çerçevesinde iç güdülerine dayanarak imzaları altında yaptıkları karşılıklı ve yazılı bildirim. Kontrat. Daraltmak. Kasmak. Buruşturmak. Bir oyuncunun tiyatro yönetimiyle yaptığı yazılı anlaşma. Kasılmak. Mukavele. Bağıtlaşmak.