Adv türkçesi Adv nedir

Adv ile ilgili cümleler

English: A good newspaper reporter takes advantage of what he learns from any source, even the "little bird told him so" type of source.
Turkish: İyi bir gazete muhabiri herhangi bir kaynaktan öğrendiklerinden, hatta "küçük kuş ona öyle söyledi" türü kaynaktan bile yararlanır.

English: Acting on your advice, I've decided to exercise more regularly.
Turkish: Sizin tavsiyeniz üzerine davranarak, daha düzenli egzersiz yapmaya karar verdim.

English: A lot of clients come to the lawyer for advice.
Turkish: Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

English: "What are your favourite books, Moustapha? " "The Adventures of Moustapha Sawyer and Uncle Moustapha's Cabin."
Turkish: "Favori kitapların ne,Tom?" " Mustafa Sawyer'ın Maceraları ve Mustafa Amca'nın Kulübesi."

English: A resume is just an advertisement.
Turkish: Özgeçmiş yalnızca bir tanıtımdır.

Adv ingilizcede ne demek, Adv nerede nasıl kullanılır?

Advance : Öne almak. İleri almak. Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme. Terfi ettirmek. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Terfi. Öndeleme. İlerlemek. İlerleme. Gelişme.

Advance angle : Avans açısı.

Advance bill : Malın şevkinden önce keşide edilen poliçe. Malı alıcıya göndermeden önce çekilen poliçe. Peşin çekilen poliçe. Malı sevk etmeden önce ihracatçı tarafından düzenlenen poliçe. Malın sevkinden önce keşide edilen poliçe. Önden çekilen ödek. Avans poliçesi. Malın yüklenmesinden ve gönderilmesinden daha önce gönderenince düzenlenen ödek.

 

Advance booking : Önceden yer ayırtma. Yer ayırtnm. Tiyatroda önceden yer ayırtma işlemi.

Advance booking charter : Rezervasyon yaptırılabilir uçuş. Rezervasyon yaptırılabilir carter. Önceden yer ayırtılmış charter.

Advance note : Kaptan tarafından acenteye çekilen poliçe.

Advance guard point : Öncü ucu.

Advance guard : Avangard. Öncü. Öncü birlik. Öncü kuvvet.

Advance freight : Peşin navlun. Peşin avans navlun. Avans navlun. Avans navlunu.

Advance heading : Ayak kılavuzu.

İngilizce Adv Türkçe anlamı, Adv eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Adv ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjoin : Bitiştirmek. Katmak. Yan yana olmak. Bitişik olmak. Eklemek. Yan yana koymak.

Envelops : Sarmak. Kapatmak. Sarmalamak. Kuşatmak. Kaplamak. Örtmek.

State : Hal. Görkem. Yağday. Vaziyet. Heyecan. Beyan etmek. İfade etmek. Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum. Stres. Mevki.

Adverb : Fiillerin, sıfatların, sıfat-fiillerin ve görev bakımından zarf niteliğindeki kelimelerin anlamlarını zaman, ölçü, niteleme, yer, yön vasıta, miktar, şart gibi çeşitli bakımlardan etkileyerek daha belirgin duruma getiren veya sınırlayan kelime türü: dün, bugün, yarın, sonra, şimdi vb. (zaman bakımından); ileri, geri, beri, alt (yer, yön bakımından); az, çok, biraz, kısmen, daha, pek vb. (ölçü bakımından); tatlı sert, açık mavi, koyu yeşil, uzun uzun konuştuğu konu, sımsıkı kapatmak, iyi anlamak vb. (niteleme, tarz bakımından): silkindi. yataktan hızla kalktı. başı birdenbire dönmüştü. karyolanın topuzunu zor yakaladı (s. faik, bütün eserleri medarı maişet motoru; berber dükkanının açılma merasimi, s. 147). ateş ilk tereddüdten sonra birdenbire parladı (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 323). olduğu yere kayarcasına çöktü (yaşar kemal, ortadirek, s. 314). gittiniz mi, gerçekten mezarlığa elinizde çiçeklerle? (kemal tahir, yol ayrımı, s. 463). kapkara bir yalnızlık içinde, kendi vücudundan bile habersiz düşünmeyi pek severdi (a. f. abasıyanık, bütün eserleri 3, s. 19) vb. Belirteç.

 

Put on : Takmak. Giymek. Atfetmek. Üzerine yüklemek. Sahneye koymak. Sahnelemek. İleri almak. Artırmak. Yakmak (ışık). Yapmak (makyaj).

Mark : İm. Malların üzerine marka koymak ya da vurmak. İşaret etmek. Markalamak. Not. Nişan. Damgalamak. Belirti. Mark. İstenen düzey ya da nitelik.

Button : Düğme. Sır vermemek. İliklemek. Puan. Bilgisayar, eskrim alanlarında kullanılır. Elektriksiz kılıçoyunu savutlarında, namluların ucuna sivriliğini gidermek için konan düğmecik. Tomurcuk. Sayı. Filiz. Namlu düğmesi.

Supplement : Sigorta poliçesinde yapılan değişiklikleri gösteren belge. Eklemek. Katkı maddesi. Bir yapıttaki bilgiyi tamamlamak, daha eksiksiz olmasını sağlamak amacıyla sonradan çıkarılan kitap. metin içinde verilmesi yersiz görülen tablo, çizim, sayılama vb. bilgiyi metnin ya da yapıtın arkasında ayrıca gösteren bölüm. Bütünleyici. Gıda katkı maddeleri. karma yeme veya o karma yemin bir kısmına, belirli bir gereksinimi karşılamak amacıyla katılan, genellikle çok küçük miktarlarda kullanıldıklarında dikkatli işlem ve karıştırma gerektiren madde veya maddeler karışımı. Besi yerlerine katılan beslenme faktörleri, inhibitörler gibi maddeler. İlave yapmak. İlave. Doğu yazmalarında, bir konunun birbirini izleyen yazarlarca belirli zaman çerçevesi içinde sürdürülmesiyle oluşan yapıt.

Stud : Aygır. Damızlıklar. Bir grup damızlık at. Saplama. Çivi. Tavan yüksekliği. Çivilemek. Ayaktopu ayakkabılarının altlarına çivilenen ve tabanla topuk genişliğinde uzayan 12,7 mm. genişlikte kösele ya da sert lastik parçaları. (tabanda iki, topukta ise bir tane bulunur ve çıkıntılar birbirine koşuttur.). Yaka düğmesi. Krampon.

Work in : Uğraşarak sokmak. Sokuşturmak. Araya sıkıştırmak. Katmak. Zorla sokmak. Sokmak.

Adv synonyms : butylate, toss in, qualify, cartridge, paint the lily, intercalate, fortify, compound, envelopes, combine, enrich, welt, calix, string, calyces, add on, casing, gild the lily, adverbial, calices, mix, tell, adverbs, hull, concatenate, include, supply, stick in, say, increase, sneak in, calyx, mix in.

Adv zıt anlamlı kelimeler, Adv kelime anlamı

Take away : Uzaklaştırmak. Çalmak. Paket yaptırıp götürmek. Çıkarmak. Almak. Götürmek. Ortadan kaldırmak. Kaldırmak. Çekmek (desteği). Alıp götürmek.

Decrease : Eksilmek. Küçültmek. Eksilme. Azalmak. Düşüş göstermek. Azalma. Eksiltme. Küçülmek. Düşüş. Düşmek.

Impoverish : Fakirleştirmek. Zayıflatmak. Güçsüzleştirmek. Yoksullaştırmak. Kuvvetini kesmek. Verimsizleştirmek.

Adv antonyms : subtract.