Ahd nedir, Ahd ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Söz.

Nikâh - ahd etmek.

sözleşmek, anlaşmak; önceden bir söz üzerine yemin etmek.

nikahlamak.

Ahd anlamı, tanımı

Ahd bağlamak : Söz vermek, ahdetmek

Ahd i atik : Tevrat.

Ahd i cedit : İncil.

Nikahlamak : Nikâh etmek. Nikâh kıymak.

Nikahlama : Nikâhlamak işi.

Sözleşmek : Herhangi bir iş konusunda birbirine karşılıklı söz vermek. Belli bir yerde, belli bir saatte buluşmayı kararlaştırmak.

Sözleşme : Sözleşmek işi. Bu işlemi gösteren belge, mukavelename. Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat.

Anlaşmak : Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak. Sözleşmek, sözleşme imzalamak.

Anlaşma : Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Önceden : Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce.

Nikah : Bir erkekle bir kadının evlilik birliği kurmasını sağlayacak yasal işlem, evlilik akdi. Nikâh sırasında erkeğin kadına borçlandığı para. Nikâh akdi, evlenme. evlenme. evlilik.

 

Yemin : Ant.

Anlaş : Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Etme : Etmek işi.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Önce : İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Ağırlıklı ortalama anlamı nedir?

İngilizce'de Ağırlıklı ortalama ne demek ? : weighted mean, weighted average