Apoinduser nedir, Apoinduser ne demek

Apoinduser; Biyoloji alanında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

DNA'da kontrol bölgesine bağlanmak ve kayıda imkân vermek üzere geni faaliyete geçiren düzenleyici protein.

Apoinduser kısaca anlamı, tanımı

Düzenleyici : Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse, organizatör, aranjör. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde değişiklikler yapan kimse, aranjör. Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç, regülatör

Bağlanmak : Bağlama işine konu olmak. Yalnızca belli bir işle uğraşmak. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek. Beklenen şey elde edilmez olmak. Sevmek, içten bağlı olmak. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak.

Bağlanma : Bağlanmak işi veya durumu.

Faaliyet : Canlılık, hareket. Çalışma. İşler durumda olma, etkinlik.

Geçiren : Fâriğ.

Kontrol : Denetleme. Bir şeyin gerçeğe ve aslına uygunluğuna bakma. Yoklama, arama. Denetçi, kontrolör.

Protein : Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genel olarak sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.

 

Bağlan : “Sev, sevdiğine bağlı kal” anlamında kullanılan bir isim “. Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Vermek : Üzerinde, elinde ya da yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Sahip olmasını sağlamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Tespit etmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kazandırmak, katmak. Doğurmak. Ondan bilmek, atfetmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ödemek. Ayırmak, harcamak. Bırakmak veya bağışlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Yaymak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Dayamak. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

İmkan : Olanak. İmkân - imkân ihtimal: hiç bir ihtimal. olanak.

Kayıd : (İçmimari) Pencere ve kapılarda dış çerçeveleri iç taraftan enine ve boyuna bağlayan silmeli ya da düz lataların her biri. yazgı.

Verme : Vermek işi.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

 

Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.

Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

Geni : Sözünün eri, mert kişi. Gani. Geri.

Düze : Doz.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Diğer dillerde Apoinduser anlamı nedir?

İngilizce'de Apoinduser ne demek ? : apoinducer