Aproning türkçesi Aproning nedir

Aproning ingilizcede ne demek, Aproning nerede nasıl kullanılır?

Apron conveyor : Levhalı konveyör. Mafsallı bant taşıyıcı. Çelik levhalı taşıyıcı. Mafsallı konveyör.

Apron stage : Sahnenin perde önü bölümü.

Apron strings : Aşırı bağlılık. Başkasına bağlılık. Önlük bağları.

Apron tank : Tekne. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Film açındırmasında kullanılan, içine açındırmaç konulup film daldırılan kap. sürekli açındırma aygıtında çeşitli açındırma eriyiklerini taşıyan yan yana dizilmiş bu çeşit kaplardan her biri.

Tied to the apron strings of : İliştirilmiş. Aşırı düşkün olan. Yapışmış. Asılmış. -'ın önlüğünün iplerine bağlı olan. Bağlanmış. Eklenmiş.

Apron : Koruyucu kapak. Perakende satış yerlerinde satımcada yazılı niceliğin ayrıntılarını gösteren çizelge. Önsahne. Koruma kalkanı. Çerçeve sahnenin önünde bulunan bir ile iki metre arasında genişliği olan çıkıntı. Tavan çıkıntısı. Peştamal. Önlük. Sahne çevresinin dışına ya da perde önüne çıkan sahnenin ön bölümü. Öndüzey (ön sahne) üzerindeki çıkıntı.

Aproned : Önlük giyen. Önlüklü.

 

Dispersal apron : Uçakların hava hücumuna karşı dağıtıldıkları saha.

Apronlike : Önlüğe benzeyen. Önlük giysi gibi.

Hottentot apron : Hotanto önlüğü. Doğu ve güney afrika'daki zenci halklarda, kuzey ve güney amerika yerlileri ile okyanusya adalılarında, ama özellikle hotanto ve buşmanlarda kadınların cinsel örgenlerinin iç dudaklarını güzellik ve olgunluk belirtisi olarak yapay bir biçimde uzatmaları, genişletmeleri.

İngilizce Aproning Türkçe anlamı, Aproning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Aproning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Windbreak : Rüzgar perdesi. Rüzgarın kesilmesi. Bir yeri rüzgardan koruyan engel. Rüzgar çiti. Rüzgar siperi. Çabucak kurulabilen, yapılabilen, içindekini yelden, güneşten ve her türlü kötü havadan koruyan tek yanlı ilkel barınak. Yelkıran. Rüzgar kıran.

Reinforcement : Kuvvetlendirme. Takviye etmek. Eğitim, madencilik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Toplum yaşamının bir gereği olarak bireylerden belli durumlarda beklenen tepkileri elde etmek üzere, öğrenilmiş bir davranışı ya da tepkiyi olumlu, olumsuz türlü yaptırımlarla güçlendirerek ilgili uyaranlar karşısında yinelenmesini sağlama. İkmal. Güçlendirme. Kuvvetlendirıci parça. Öğrenme bakımından, koşullu bir tepkiyi bir ödül ya da kıvanç verici yeni bir uyaran ile güçlendirme. önceden belli bir uyarana karşı gösterilmiş olan bir tepkinin yoğunluğunun ve etkisinin arttırılması. Takviye birliği. Teşvik.

Dickey : Yaka. Çürük. Papyon. Göğüslük. Eşek (ingiliz ingilizcesi). Eşek. Küçük kuş. Minik kuş. Hastalıklı.

 

Blessing : Nimet. Hayır dua. Bereket. Şükran. Lütuf. Kutsama. Destek. İyilik. Yakarı. Kayra.

Dickie : Koltuk. Küçük kuş. Gömleğin yerinden çıkarılabilen ön kısmı. Yaka. Küçük arka koltuk. Kuş. Kumaş. Minik kuş.

Admiration : Beğeni. Tutkunluk. Hayranlık. Takdir. Beğenme. Hayranlık uyandıran şey.

Wind vane : Rüzgar bayrağı. Yel bayrağı. Rüzgar oku. Rüzgar fırıldağı. Rüzgar gülü. Rüzgar kanadı.

Gowned : Rop. Laboratuvar önlüğü. Cüppe. Uzun etekli kadın elbisesi. Biniş. Kadın geceliği. Sabahlık. Elbise giymiş. Elbisesi olan.

Waistcloth : Kuşak. Kalçalar veya bele dolanan örtü. Peştemal.

Apron : Ayrıntı çizelgesi. Ön sahne üzerindeki çıkıntı. Sahne çevresinin dışına ya da perde önüne çıkan sahnenin ön bölümü. Çerçeve sahnenin önünde bulunan bir ile iki metre arasında genişliği olan çıkıntı. Öndüzey (ön sahne) üzerindeki çıkıntı. Göğüslük. Tavan çıkıntısı.

Aproning synonyms : flatwork, flat wash, household linen, windbreaks, bibs, reward, support, bibbing, championship, adoption, loincloth, dicky, appreciation, white goods, gown, breechcloth, breechcloths, loincloths, coveralls, espousal, approval, garment, backing, backup, belt conveyor, windbreaker, acceptation, band conveyor, bibbed, patronage, bib, spoiler, acceptance.

Aproning zıt anlamlı kelimeler, Aproning kelime anlamı

Disapproval : Tutumu ölçülen bireyin bir ölçek sınarını olumsuzlaması ya da sınarda dile getirilen görüşe katılmaması. Doğru bulmama. Bir toplumsal kümede yaptırıma bağlanmış davranış ölçülerine aykırı düşen davranışlar karşısında kümece takınılan olumsuz yönde eleştirici ya da suçlayıcı tutum. Reddetme. Beğenmeme. Ayıplama. Hoşnutsuzluk. İtiraz. Uygun görmeme.

Unfavorable : Uygun olmayan. Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi, ona ters düşen tutum ya da görüş. Kötü. Elverişsiz. Aleyhte. Olumsuz. Tercih edilmeyen. Aksi. Ters. Açık veren (hesap).