Argolaşmak nedir, Argolaşmak ne demek

  • Karşılıklı argo konuşmak.
  • Söz argo durumuna gelmek

Argolaşmak tanımı, anlamı:

Argo : Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyim. Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

Karşılık : Cevap, yanıt. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.

Konuşmak : Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek. Söylev vermek, konuşma yapmak. Konuşma dili olarak kullanmak. Becermek, uzman gibi yapabilmek. İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek. Dargın bulunmamak. Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Şık ve zarif görünmek. Geçerli olmak, etkin olmak. Belli bir konudan söz etmek. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak. Flört etmek. Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

 

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme. Gelmiş olan. Gelmek işi.

Karşılıklı : Birbiriyle ilgili olarak. İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbirine karşı bulunan. Birbirlerine karşı bir biçimde.

Söz : Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte.

Gelmek : Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Katılmak, eklenmek. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Kazanılmak, sağlanılmak. İzlemek, takip etmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Ulaşmak, varmak. Akmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Kadar olmak. İsabet etmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Getirmek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Belli bir süre dolmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Uymak. Herhangi bir sırada bulunmak. Belli bir zamana ulaşmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Mal olmak. Düşmek, rast gelmek. Türemek. Görünmek, sanılmak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Ortaya çıkmak, doğmak. Çıkmak, yönelmek. Dayanmak, tahammül etmek. Uygun düşmek. Biriyle birlikte gitmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak.