Ascetospora nedir, Ascetospora ne demek
Ascetospora; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Türbelalar, annelidler, yumuşakçalar ve kabuklularda parazitlenen Haplosporea ve Paramyxea olmak üzere iki sınıfı bulunan, polar kapsülleri ve polar iplikçikleri bulunmayan hücre içi protozoonların bir bölümü.
Ascetospora anlamı, tanımı
Yumuşakçalar : Çoğu suda yaşayan, omurgasız, yumuşak olan vücutları kabuk denilen sert, kalkerli bir örtü ile kaplı hayvanlar dalı
Kabuklular : Kabukları yapılarındaki kireçli tuzlar dolayısıyla sertleşmiş olan, solunum aygıtları balıklara benzeyen, çok hücreli hayvanlardan eklem bacaklılar sınıfı.
Türbelalar : İlkel solucanlar (Scolecida) dalının, yassı solucanlar (Platyhelminthes) grubundan, yaprak biçiminde olan vücutlar kirpikli ve derili, ağızları karın bölgesinde bulunan etçil, gözleri dokunaçları ve statositleri bulunan, deniz, tatlı su ve nemli yerlerde yaşayan, planarya (Planaria) cinsi iyi bilinen bir takım.
Hücre içi : Hücrenin içinde olan. İntrasellüler. [Bakınız: göze-içi].
Yumuşakça : Yumuşak vücutlu, omurgasız hayvan. (yumuşa'kça) Yumuşak bir biçimde. Biraz yumuşak.
Paramyxea : Ascetospora şubesinde bulunan her biri pariyetal hücreler ve bir sporoplazm içeren bisellüler sporlara, kesintisiz bir spor duvarına sahip, polar tüpleri bulunmayan parazitik protozoa sınıfı.
Protozoon : Bir hücreli. Protozoonlara ait.
İplikçik : Hidrojenin (alfa) çizgisi (A = 6563 A°) ışığında çekilen Güneş resimlerinde görülen ipliğe benzeyen kara çizgiler.
Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.
Bulunma : Bulunmak işi.
Kabuklu : Kabuğu olan.
İplikçi : İplik yapan veya satan kimse.
Parazit : Asalak. Radyo, televizyon, telsiz vb. aygıtların yayınına karışan yabancı ses veya cızırtı. Herhangi bir işte, olayda sorun çıkaran kimse.
Kapsül : Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.
Param : Formülü NCNHC(NH)NH2, mol kütlesi 84,1, e.n. 204 °C olan, siyanoguanidin. Siyanamidin 150 °Cde oluşan bir kondenzasyon ürünüdür ve suda çözünür.
Yumuş : İş, hizmet buyruğu: Bu çocuk hiç yumuş tutmuyor, ne yapacağız?. Toplantı, topluluk. İş, hizmet buyruğu. Vazife, hizmet, buyrulan iş, söz. Görev, vazife (Çayağzı). Ödünç alınan şey. İş, hizmet, ödev, vazife. İş, güç, çalışma.
Proto : Yunanca ilk anlamına gelen ön ek.
Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.
Sınıf : Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Derslik. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas.
Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.
Diğer dillerde Ascarididaenfeksiyonları anlamı nedir?
İngilizce'de Ascarididaenfeksiyonları ne demek ? : ascaridida infections

Bu kısımda Ascetospora nedir? Ascetospora ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ascetospora tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ascetospora hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.