Avara nedir, Avara ne demek

Avara; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma
  • Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması.
  • Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.

Yerel Türkçe anlamı:

Eylül ayı.

Manda.

İşe yaramaz, verimsiz, kötü, bozuk, iyi olmıyan her şey: Bu adam avaradır demedim mi?

İşe yaramaz, kötü: Arabayı onarttım emme avara yapmış.

Avare

Boş, işsiz: Avara dolaşıyor.

Verimsiz, çorak toprak.

Bağ ve bostan bozulduktan sonra teveklerde kalan tektük üzüm.

Hamal.

Ekim ayı.

Şaşkın, kararsız, beceriksiz, işsiz, avare.

Gelişmemiş ürün.

Normal gelişmiyen ekin.

Gevşek.

Kağnı arabasının okları üstüne dikilen kazık.

İşsiz, avare

Diğer sözlük anlamları:

Kötü, âdi, bayağı.

Avara hakkında bilgiler

Avara, Murat Kekilli'nin 2004'de piyasa'ya sürdüğü dördüncü albümüdür. Kekilli bu albümünü Boğaziçi Müzik etiketiyle piyasaya sunmuştur.

Avara kısaca anlamı, tanımı:

Avara etmek : Gemi yanaştığı kıyıdan veya başka bir gemiden uzaklaşmak.

Avaraya almak : O bölümün çalışmasını durdurmak.

Avar : III-V. yüzyıllar arasında Moğolistan'da, VI-IX. yüzyıllar arasında Orta Avrupa'da yaşamış bir halk. Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk.

 

Bağımsız : Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür. Müstakil. Bağımsız milletvekili. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse.

Çalış : Çalma işi.

Mekanizma : Ateşli silahların işlemesini sağlayan mekanik bölüm. Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi, sistem, düzenek. Oluş, ortaya çıkış, işleyiş. Organların işleyiş biçimi.

Kıyı : Sahil. Issız, tenha yer. Kenar, periferi. Kara ile suyun birleştiği yer.

Sandal : İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi. Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç (Santalum album). Sandalet.

Açılma : Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Açılmak işi. Çatlama.

Kürek : Küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç. Toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç. Kürek cezası.

Murat : Amaç, erek, gaye. İstek, dilek.

Avara durmak : Boş durmak, çalışmamak: Oğlum avara durma.

Avara galmah : Boş kalmak.

Avara osmak : Birikmek, toplanmak

Avaracı : Şaşkın, kararsız, beceriksiz, işsiz, avare. Avara şeyler toplıyan kimse: Bizim bağa giren avaracılar asmaları hep kırmışlar. bk. avara.

Avaracı popaz : Canlı kimseleri gömen papaz. İşi gücü olmayan, önemsiz işlerle ilgilenen kimse.

 

Avaralıg : Boşa harcanan zaman

Avaralıh : bk. avaralık. Hamallık: Ahmet mi ? Şehre gitmiş avaralıh eliyor (ediyor). İşsizlik

Avaralık : İşsizlik: Bu sene avaralıkla canımız çıktı. Yağmurlu, rüzgârlı gün: Bugün avaralık, çite (çifte) gidilmez.

Avaralık vermek : Çalışan kimseyi işinden alıkoymak.

Diğer dillerde Avara anlamı nedir?

İngilizce'de Avara ne demek? : [Avara] adj. miserly, greedy, stingy, hard fisted, mean, mingy, tight, tightfisted

n. miser, niggard, skinflint, tightwad

n. female miser, female who is overly frugal, female who is stingy with money and is miserable

Fransızca'da Avara : à vide

Almanca'da Avara : Auslösevorrichtung

Rusça'da Avara : adj. холостой

adv. вхолостую