Aşkarlamak nedir, Aşkarlamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kuru sebzeyi küllü su ile haşlamak.

Yemeği baharatla terbiye etmek.

Derileri tanenli bitkilerle terbiye etmek.

Yün, ya da pamuğu, boyamadan önce, kimyasal işlemden geçirmek.

Aşkarlamak tanımı, anlamı

Aşkar : Şekil, eşkal, nişan: Şu adamın aşkarına bak. Hayvanların başındaki beyazlık. Saçının ön kısmı dökülmüş kimse. Çil. Yüz, çehre. Sarı saçlı adam. Kiri çıkarılamıyan beyaz çamaşırların donuk rengi. Boyaların, çokça sarı boyanın açık rengine verilen ad. Renk. Ilık su. Küllü su. Kök boya ile boyanmadan önce, ipliklerin çabuk solmaması için yapılan kimyasal işlem ve bu işlemde kullanılan sıvı. Gübre ve kül gibi maddelerde bulunan tesir hassası: Islanmış gübrenin aşkarı fazla olur. Kir. Edepsiz kadın. İri taneli, sert kabuklu, çok tatlı bir çeşit üzüm. Renk, boya. [Bakınız: aşgar]. Aklı karalı

Kimyasal işlem : Genellikle, metal yüzeyleri temizleme, paklama ve benzeri işler için çözelti kullanan ve kimyasal tepkimeye dayanan işlem.

Kuru sebze : Yaş sebzelerin kurutulmuşu.

Küllü su : İçinde kül eritilip süzülerek elde edilen su.

Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.

Haşlamak : Bir şeyi kaynar suya daldırmak. Kaynar sıvı bir şeyi yakmak. Sertçe paylamak, azarlamak. Suda kaynatarak pişirmek. Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek. Dalamak. Don, kırağı bitkilere zarar vermek. Sızı vermek, acı vermek.

 

Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

Baharat : Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar (II).

Terbiye : Eğitim. Görgü. Hayvanı alıştırma. Araba hayvanlarının dizginleri. Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler içinde bir süre bekletme. Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma.

Haşlama : Haşlamak işi. Haşlanarak pişirilen şey.

Geçirme : Geçirmek işi.

Boyama : Boyamak işi, pentür. Renkli yazma ya da mendil. Rengi boya ile sonradan verilmiş olan.

Bahara : Ocak. [Bakınız: buharı]. Baca.

Bahar : İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.

Sebze : Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

Terbi : Dördün. Dörtleme.

Tanen : Birçok bitkisel maddede bulunan, deri tabaklamada, hekimlikte kullanılan, tadı buruk bir madde.

 

Boyam : Meyan kökü. Badem.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Kimya : Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim. Uyum. Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey.

Diğer dillerde Aşk tanrısı anlamı nedir?

Almanca'da Aşk tanrısı ne demek ? : eros, amor