Büvenmek nedir, Büvenmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eğilmek, çömelmek: Büvendim de doya doya bir su içtim.

Kesilmek, tutulmak: Suyun önünü büvemişler.

Büvenmek tanımı, anlamı

Büven : Sığırları rahatsız eden bir çeşit sinek, gübre sineği. Çocuk bezi

Büve : Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek, büğelek, dızdız (Hypoderma bovis).

Doya doya : Doyasıya.

Tutulmak : Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak. Birine tutkun olmak, sevmek. Tutuk duruma gelmek. Ay ve Güneş, tutulma olayına uğramak. Bir organ veya bir şey hareket edemez olmak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak. Yakalanmak. Ünlü olmak, meşhur olmak. Kapatılmak, sarılmak.

Çömelmek : Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak.

Kesilmek : Kesme işi yapılmak. Tutulmak, kapatılmak. Gibi olmak, benzemek, dönmek. Çok beğenmek, çok hoşlanmak. Durmak. Son ya da aralık verilmek. Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek. Kendini herhangi bir şey gibi göstermek. Akmamak. Akım gelmez olmak. Sona ermek. Dinmek. Sünnet olmak. Yoksun kalmak. Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak. Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştiren bir fiil. Makaslanmak.

 

Tutulma : Tutulmak işi. Halk tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün veya bir bölümünün görünmez duruma gelmesi olayı.

Çömelme : Çömelmek işi.

Eğilmek : Bir yana doğru eğik duruma gelmek. Başkasının baskısını veya egemenliğini benimsemek, kabul etmek. İnsan, bir işi yapmak için belini eğmek. Bir işi önemseyip ele almak.

Kesilme : Kesilmek işi.

Eğilme : Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.

Suyu : İnanışa göre ölüp gömüleceği yere bilmeden gitmek.

Çöme : Sabana bulaşan toprakları temizlemek için uzun sopanın arka kısmına takılan demir kazıyacak. Köy evlerinin salonu.

Kesi : Kesilmiş yer. Ortaklık, yarıcılık : Tarlayı kesiye verdim. Çamaşır. Giysi, elbise. Ucu eğik baston, sırık.

Tutu : Borcun ödeneceğine ilişkin borçlunun alacaklıya bir taşınmazı güvence olarak göstermesi, ipotek.

Eğil : Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Su : Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Kez. Sutaş. Yemeğin sıvı bölümü. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu.

Diğer dillerde Büvelekler anlamı nedir?

İngilizce'de Büvelekler ne demek ? : warble flies