Baca fırıldağı nedir, Baca fırıldağı ne demek

  • Bacanın tepesine yerleştirilen ve çıkmakta olan dumanın içeri dönmesini engellemek için rüzgâra göre yön değiştiren dirsekli boru

Baca fırıldağı anlamı, kısaca tanımı:

Baca : Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği. Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol.

Tepe : Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri. İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. Bir şeyin en üstteki bölümü. Birinin yanı başı, baş ucu. Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri. Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi.

Çıkmak : Belirmek, tanınmak. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Yayımlanmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Unutmak. Oluşmak, olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Sıyrılmak, ayrılmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Harcamak zorunda kalmak. Binaya kat eklemek. Karaya ayak basmak. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Yetişecek ölçüde olmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Mal olmak. Yerinden oynamak. Flört etmek. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Giderilmek, yok olmak. Eksilmek. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Yayılmak, duyulmak. Bulaşmak. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Gelmek. Ay, Güneş görünmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Gerçekleşmek. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Yeni yetişip satışa sunulmak. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Yapılmak, yürümek. Verilmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Piyasaya sürülmek. Büyük abdest bozmak. Vermeye katlanmak. Yayılmak. Bitmek, büyümek, sürmek. Erişmek, görmek. Sesini yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Meydana gelmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Ay veya mevsim geçmek.

 

Duman : Kötü, yaman. Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan değişik renklerde gaz. Esrar. Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık.

Dönme : Dönmek işi. Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi. Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi. Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse.

Engellemek : Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek. Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak.

 

Değiş : Değişim. Değme işi.

Dirsek : Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı. Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası. Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç, makas. Giysi kolunda bu organa denk gelen bölüm.