Bakalak nedir, Bakalak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bekleyici, gözleyici: Çocuğa bakalak ol. Bakalak ol da bahçeye sığır girmesin.

Bakarak, gözetleyerek: Geldiğim yerlere bakalak geldim; inek filan görmedim.

Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.

Bakalak kısaca anlamı, tanımı

Baka : Bak: Baka neler yapıyor. Dik (çift demiri için). Baksan a!

Bakal : Karatavuk. Manav, sebzeci.

Bakalak olmak : Beklemek, göz kulak olmak: Şurada dur da Ahmed'e bakalak ol. Bakmak, gözetmek, kollamak.

Tarla kuşu : Tarla kuşugillerden, tarlalarda yuva yapan, uzunluğu 20 santimetre, sırtı kahverengi, karnı beyaz olan, küçük, ötücü kuş, çayır kuşu, toygar (Alauda arvensis).

Bakarak : Göre.

Bakara : İskambil kâğıdı ile oynanan bir kumar.

Tepeli : Tepesi olan. Başında sorguç, hotoz vb. bir süs bulunan (kuş).

Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Bahçe : Sebze, meyve, çiçek veya ağaç yetiştirilen yer. Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Bakar : Ayna.

Tepel : Biçilen ot ya da ekin bağlamı. Alnında ak leke olan (inek, öküz ve benzerleri hayvanlar): Bizim tepeli bulamıyorum. Ot yığını. Bir şeyin en üstteki kısmı. Küçük dağ.

 

Gözet : Baharda geceleri hayvan otlatılan yer. Gözetleme yeri.

Sığır : Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı. Anlayışsız, kaba saba kimse.

Girme : Girmek işi.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Görme : Görmek işi, rüyet.

Filan : Falan.

Fila : Terlik.

Diğer dillerde Baire uzayı anlamı nedir?

İngilizce'de Baire uzayı ne demek ? : baire space