Balyemez nedir, Balyemez ne demek

Balyemez; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli, tunçtan top

Balyemez hakkında bilgiler

Evliya Çelebi balyemez kelimesinin Türkçe asıllı olduğunu göstermek için bir anekdot verir. Çelebi, 1663 yılında yapılmış olan Uyvar muhasarası esnasında düşmandan ele geçirilen bir balyemez topunun üzerinde sâhibu’n-nasr Süleyman Hân mimme ya’mel ser- rihtegân-ı dergâh- ı âlî Bâli yazmakta olduğunu görmüş ve istidradi olarak, bu topu yapan kişinin, sevmediği için ömründe hiç bal yemediğini ve onun yapmış olduğu topların da onun bu durumuna nisbetle bal yemez diye şöhret bulduğunu belirtir. Evliya Çelebi’nin bu düşüncesine en ciddi tenkidler yine Osmanlıca kâmuslardan gelmektedir. Resimli Kâmus-ı Osmanî, bu top mucidi Balyamezzi nam italyalının ismine izafetle müsemmâ iken, kudemâca Türkçe zannedilerek balyemez şekline konulmuş ve daha sonraları ıstılahperverân tarafından ‘asel nemi hûred’ diye tercüme edilmiştir diyerek bu ismin Evliya Çelebi’nin anlattığı gibi Türkçe olamayacağını belirtir. Şemsettin Sâmi’de, Kamûs-ı Türkî’de aynı şekilde bu ismin Türkçe olmadığını belirtir.

Bella ve Mezza asıllı latince kelimelerin Avusturyalılar tarafından birleştirilmiş hali balimoz kelimesinin Türkçeye uygulanmış şekli olduğuda bazı kaynaklarda belirtilmiştir. Defter-i Galatat’ta da, aynı kelimenin latince aslının küre manasındaki ‘bal’ ile yarım manasındaki ‘voynez’’in bir araya gelmesinden oluştuğunu ve buna göre ‘balyemez’in yarım küre şeklinde top demek olabileceği belirtilmiştir.

 

Alman asıllı araştırmacı Kissling, bu topun ismi hakkında müstakil bir makale neşretmiş ve bu kelimenin aslının -italyanca olma ihtimali bulunmakla beraber- daha kuvvetli bir ihtimal ile Almanca faule metze olabileceği üzerinde uzun uzadıya durmuştur.

[Kaynak:Şafak TUNÇ Tophâne-i Âmire ve Osmanlı Devleti'nde Top Döküm faaliyetleri 2004 İst.]

Balyemez anlamı, kısaca tanımı:

Tunç : Bu alaşımdan yapılan. Koyu kızıl renkte olan, bakır, çinko ve kalay alaşımı, bronz.

Deniz : Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Geniş alan. Çokluk, yoğunluk. Aydaki düzlükler.

Savaş : Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal. Uğraşma, kavga, mücadele. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.

Orta : Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Orantı. Ne büyük ne küçük, midi. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Yeniçeri Ocağında tabur. Ne uzun ne kısa, midi. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer.

 

Menzil : Ordunun cephe gerisi işlerinin bütünü. Bir günlük yol. At değiştirmek veya konaklamak için kervanların ve posta tatarlarının indikleri bina veya han. Yolculukta dinlenmek amacıyla durulan yer, konak. Bir merminin ulaşabildiği uzaklık, erim. Ok atma yarışlarında erişilen mesafe. İki konak arasındaki uzaklık.

Evliya : Ermiş.

Çelebi : Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen unvan. Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Hristiyan tüccar. Görgülü, terbiyeli, olgun (kimse).

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.