Basırık nedir, Basırık ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper.

Tahta veya demirden Yapılmış kapı sürgüsü.

Damın üzerine kapatmak için kullanılan düzgün ardıç.

[Bakınız: barı].

[Bakınız: baskın].

Gizli, kapalı yer, hücre: Kimbilir hangi basırıkta kaldı.

Kuyulara biriktirilmiş kar, kar baskısı.

Havasız, basık yer.

Basırık anlamı, kısaca tanımı

Basırı : Bitki, bostan, meyve ağaçları ve bağlara zarar veren bir hastalık, külleme. Sarılık hastalığı (kavun ve karpuz için)

Bası : Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.

Basırık tahtası : Damlarda üzerine toprak konulan tavan tahtası.

Çalı çırpı : Kolayca ateş yakmaya yarayan ince ve kuru ağaç dalı, kuru ot vb. şeyler.

Kapatmak : Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek. Bir kadınla nikâhsız yaşamak. Herhangi bir yerin bütün masraflarını üstlenip başkalarını içeri almadan isteği doğrultusunda eğlenmek. Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek. Yayımını yasak etmek, yayımına son vermek. Kapamak.

Alt yanı : Alt tarafı.

Harçsız : Harcı olmayan.

Havasız : Havası olmayan, hava almayan. Göz alıcı, çekici olmayan. Havası iyi ya da yeterli olmayan.

 

Kapatma : Kapatmak işi. Basketbolda, elinde top olmayan bir oyuncunun pas almasına veya ilerlemesine engel olma. Yolsuz olarak değerinden aşağı elde edilmiş (mal). Metres.

Çekilen : Grip hastalığı: Çekilene tutuldum. Ortada çekilen var.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Kuyular : Diyarbakır ili, Hani ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin şehrinde, Akarsu bucağına bağlı bir yer.

Baskın : Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.

Kapalı : Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı.

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

Ardıç : Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus).

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

 

Siper : Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer. Askerlerin savaşta vurulmamaları ve rahat ateş edebilmeleri için kazılmış, üstü açık hendek. Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka, kasket vb.nin önüne yapılmış olan çıkıntı, siperlik. Kuytu, korunulabilen. Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Diğer dillerde Basınçölçüm anlamı nedir?

İngilizce'de Basınçölçüm ne demek ? : barometry