Beyni gıcıllanmak nedir, Beyni gıcıllanmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Anlamak, sezmek.

Aklı karışmak, kuşkulanmak.

Beyni gıcıllanmak tanımı, anlamı

Beyni : Beyin

Gıcı : Küçük kardeş. Dağlarda yetişen ve yenilebilen otlar. Ekin tarlalarında yetişen san çiçekli bir çeşit ot. Tütün ya da küçük boylu sebzelerin tohumu. Çam kozalağı. Ufak, yuvarlak kar tanesi, dolu. Büyümemiş, ufak hayvan. Ağustos böceği. Kendinden küçüklere aslanım, çocuğum anlamında seslenme ünlemi: Gel gıcı gel. Deve, keçi, koyun ve benzerleri Hayvanların pisliği. Küçük taneli dolu. Duvar yapımında iri taşların oynamamalarını sağlamak amacıyla bu taşlar arasına sokuşturulan el büyüklüğündeki taşlar.

Gıcıllanmak : Semizlenmek.

Kuşkulanmak : Kuşku içinde bulunmak, kuşku duymak, şüphelenmek.

Kuşkulanma : Kuşkulanmak işi, şüphelenme.

Karışmak : İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek. Müdahale etmek, araya girmek. Bir araya gelmek, katılmak. Düzensiz, dağınık olmak. Bulanmak, duruluğunu yitirmek. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak. Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek. Engellemek, araya girmek. Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak.

Karışma : Karışmak işi. Düzeni bozulma. Engelleme, araya girme, müdahale.

 

Anlamak : Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.

Anlama : Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.

Sezmek : Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek. Anlamak, fark etmek.

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

Sezme : Sezmek işi.

Kuşku : Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba, şek. Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Aklı : Beyazı bulunan, beyaz renkli.

Karı : Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, zevce. Kadın. Yaşlı, ihtiyar.

Diğer dillerde Beynelmilel hukuk anlamı nedir?

İngilizce'de Beynelmilel hukuk ne demek ? : international law

Almanca'da Beynelmilel hukuk ne demek ? : internationales recht

Fransızca'da Beynelmilel hukuk nedir ? : droit international