Bilek nedir, Bilek ne demek

"Bilek" ile ilgili cümle

  • "Kadın, ağır takılarla yüklü sol bileğini yeşil abajurun altına doğru uzatmış." - A. Ağaoğlu

Bilek kısaca anlamı, tanımı:

Bilek gibi : Gür, kalın (saç veya akarsu).

Bileğinde altın bileziği olmak : Kolunda altın bileziği olmak.

Bileğine güvenmek : Gücüne veya hünerine güvenmek.

Bileğinin hakkıyla : Kendi gücü ve kendi çalışması ile.

Bilek damarı : Nabız.

Bilek güreşi : İki kişinin, dirseklerini bir yere dayayarak birbirlerinin bileğini bükmeye çalışması.

Bilek saati : Bileğe takılan küçük saat, kol saati.

Demir bilek : Güçlü kuvvetli (kimse).

Tek bilek : Hep birlikte.

Ayak bileği : Baldır kemikleriyle tarak kemikleri arasında bulunan ve yedi kemikten oluşan ayağın arka bölümü.

Tunç bilekli : Kolu, bileği çok güçlü.

Bileklik : Aksesuar amacıyla bileğe takılan ince zincir. Oyunlarda bileğin incinmesini önlemek için bileğe takılan meşin sargı.

Ayak : Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Basamak. Halk edebiyatında uyak. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bacak. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Göl ayağı. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Vücudun belden aşağı bölümü. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta.

 

Baca : Çatı penceresi. Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

Bölüm : Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir.

Kuvvet : Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu.

Güç : Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Zorlukla. Sınırsız, mutlak nitelik. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.

 

Bilek ile ilgili Cümleler

  • Çocuğun bilekliğinde Amy ismi kazınmıştır
  • Bileklerimi kesmek istemiyorum.
  • Bu taktığın çok tuhaf görünen bir bileklik.
  • Türkçede birçok organ ve ekstremite ismi -b sesiyle başlar. Örn. baş, burun, boğaz, beyin, bel, bacak, bilek, bağır, böğür, bağırsak, böbrek.
  • Ali Mary'nin bileklerini bıraktı.
  • Bilek güreşi yapalım.
  • Tom'un ayak bileklerinde prangalar vardı.
  • Bilek güreşi yapmak ister misin?
  • Ali Mary'nin sargılı bileklerini fark etti.
  • Ağırlıklar kaldırdıktan sonra bileklerim ağrıdı.

Diğer dillerde Bilek anlamı nedir?

İngilizce'de Bilek ne demek? : n. wrist, joint at the base of the hand

Fransızca'da Bilek : poignet [le]

Almanca'da Bilek : n. Handgelenk

Rusça'da Bilek : n. запястье (N), кисть (F)