Boş zaman nedir, Boş zaman ne demek

Boş zaman; Eğitim, İktisat alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Eğitim alanındaki anlamı:

Uyumak, yemek ve çalışmak için ayrılan zamanın dışında kalan zaman.

Dinlenmeye, gezmeye ve eğlenmeye ayrılan zaman.

İktisat terim anlamı:

İşçinin çalışma süresinin dışında kalan zamanı.

Boş zaman ile ilgili Cümleler

  • Boş zamanın olunca, seninle konuşmak istiyorum.
  • Boş zamanım sırasında arkadaşlarımla takılmak istiyorum.
  • Bu makineler senin boş zamanını öldürebilir.
  • Boş zamanını iyi kullanmayı dene.
  • Çok boş zamanım olduğu için Fransızca çalışmaya karar verdim.
  • En meşgul insanlar en fazla boş zamana sahiptirler.
  • Ne kadar boş zamanın var?
  • Boş zamanını nerede geçirdin?
  • Boş zamanlarımda şiir yazarım.
  • Ali hiç sıkılmadı. O tüm boş zamanını cümleleri çevirerek harcar.
  • Ben iş başındayken boş zamanlarımda sık sık çizgi romanlar okudum.
  • Boş zamanının tadını çıkardı.
  • Boş zamanım olsa onun davetini kabul ederim.

Boş zaman anlamı, kısaca tanımı

Zama : Üzengi kayışı. Çarkta bükülürken iki kazık arasında birbirine eklenerek katlanan kıl ipi katlarından her birinin boy ölçüsü. Enişte. Güvey

Boş : İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Anlamsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).

 

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Boş zaman etkinliği : Kişinin boş zamanlarında isteyerek uğraştığı ve ruhça, bedence dinlenip gevşemesine yardım eden etkinlikler. Bireylerin ya da. toplumsal kümelerin, boş zamanlarında gönüllü olarak yaptıkları dinlendirici ve eğlendirici etkinliklere verilen ad.

Boş zaman ilgisi : Okuma, pul biriktirme yüzme ve benzerleri gibi çalışma ve dinlenme dışında boş zamanların değerlendirilmesi amacıyla geliştirilen herhangi bir ilgi.

Çalışma süresi : İşyerlerinde yasalara göre belirlenip sınırlandırılan günlük ve haftalık çalışma saatleri. İşçinin yasada belirtilen sınırlar içinde iş başında çalışarak geçirdiği süre.

Çalışmak : Bir şeyi oluşturmak ya da ortaya çıkarmak için emek harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Herhangi bir iş üzerinde olmak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak.

 

Dinlenme : Dinlenmek (I) işi, istirahat. Dinlenmek (II) işi.

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

Eğlenme : Eğlenmek işi. Oyalanma. Neşeli, hoşça vakit geçirme. Alay etme.

Uyumak : Uyku durumunda olmak. İşlem görmemek, durgun kalmak, el sürülmemek. İlaç etkisiyle ağrı duymayacak kadar derin uykuya dalmak. Çevresindeki olayları fark etmemek, görmemek.

Kalan : Kalma işini yapan. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

Uyuma : Uyumak durumu.

Eğlen : Kahramanmaraş ilinde, Narlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Gezme : Gezmek işi, seyran.

Çalış : Çalma işi.

Ayrıl : Karşılaşma sırasında, yumrukoyuncularının birbirlerine kenetlenmeleri ve kendilerinden ayrılmamaları halinde orta hakemin verdiği komut. Bu durumda yumrukoyuncuları bir adım geriye açılırlar ve ancak ondan sonra vurabilirler. İki yolun ayrıldığı yer, yol kavşağı.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Diğer dillerde Boş zaman anlamı nedir?

İngilizce'de Boş zaman ne demek ? : leisure, spare time