Cılg nedir, Cılg ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sözünün eri olmayan.

Bozuk, çürük, kokmuş.

Cılg anlamı, tanımı

Cılga : İnce, dar, taşlı yol, patika. İnce dal. Odun lifleri, kıymık. Küçük pulluk. Engel. Samanın uçmasını önleyen kazıkların her biri. Deste olarak dizilmiş ekin. Hayvanlar için ağaçtan yapılmış nazarlık. Fundalık. İnce dar yol, patika. Biçilmiş, bağlam yapılmamış ekin. Dar yol, patika, az akan su. İnce uzun, incecik. Yamaçlardaki tarlaları sürmek için kullanılan eğik saban. (Tıtgir, Ilıca Erzurum). Altı çift öküzle çekilen iki tekerlekli saban. (Çıldır Kars). Tek döner kulaklı pulluk. (Ispir Erzurum). İşleme (Darıveren Acıpayam Denizli). Biçilmiş ekin yığını. (Kamanlar, Ilıca Güdül Ankara; Yenikent Aksaray Niğde) (cıvga) : (Adalıkuzu Güdül Ankara) (cuğul) : (Minoz Kavak Samsun)

Cılgancı : Oyunbozan, mızıkçı.

Cılgar olmak : Su, tarlayı kaplamak.

Cılgavu : İnce, dar, taşlı yol, patika.

Cılgaz : İnce.

Cılgazan : Geveze. Oyunbozan, mızıkçı. [Bakınız: calgazan]. [Bakınız: cığız].

Cılgı : İnce, dar, taşlı yol, patika. Deriden yapılmış su tulumu. İnce uzun bez veya tülbent. İncecik bağ. Çakı veya bıçakların ucunda bulunup zincir takmakta kullanılan halka. Kendine sahip olamayıp yerli yersiz konuşan (kimse.). İnce dar yol, patika. [Bakınız: cılkı]. Beyaz tüylerden müteşekkil tüy demeti.

 

Cılgımak : Oyunda mızıkçılık etmek. İstediği şeyi elde edemeyerek bozulmak. [Bakınız: cığızlanmak].

Cılgın : Arının son verdiği oğul.

Cılgınmak : Bir işten hayır çıkmaz olmak.

Cılgır : İnce bulgur.

Cılgısız : Oyunbozan, mızıkçı. Terbiyesiz. Çapkın. Yaramaz. [Bakınız: cığız]. Aç gözlü. Obur.

Cılgıt : İnce, dar, taşlı yol, patika.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Kokmuş : Çürüyüp bozularak kötü kokan, kokuşuk. Çok bilinen, değersiz, önemsiz. Yerinden kımıldamaya üşenen, tembel, miskin.

Bozuk : Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.

Çürük : Çürümüş olan. Sakat. Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke. İş göremez, hastalıklı. Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan. Sağlam ve dayanıklı olmayan.

Olma : Olmak işi.

Eri : Yazma, yemeni, başörtüsü.

Diğer dillerde Cıf anlamı nedir?

İngilizce'de Cıf ne demek ? : cost, insurance and freight, cif