Cılgı nedir, Cılgı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
İnce, dar, taşlı yol, patika.
Deriden yapılmış su tulumu.
İnce uzun bez veya tülbent.
İncecik bağ.
Çakı veya bıçakların ucunda bulunup zincir takmakta kullanılan halka.
Kendine sahip olamayıp yerli yersiz konuşan (kimse.).
İnce dar yol, patika.
Teknik terim anlamı:
[Bakınız: cılkı].
Beyaz tüylerden müteşekkil tüy demeti.
Cılgı anlamı, tanımı
Cılg : Sözünün eri olmayan. Bozuk, çürük, kokmuş
Cılgımak : Oyunda mızıkçılık etmek. İstediği şeyi elde edemeyerek bozulmak. [Bakınız: cığızlanmak].
Cılgın : Arının son verdiği oğul.
Cılgınmak : Bir işten hayır çıkmaz olmak.
Cılgır : İnce bulgur.
Cılgısız : Oyunbozan, mızıkçı. Terbiyesiz. Çapkın. Yaramaz. [Bakınız: cığız]. Aç gözlü. Obur.
Cılgıt : İnce, dar, taşlı yol, patika.
Yerli yersiz : Uygun zamanı olup olmadığı düşünülmeden. Ulu orta.
Müteşekkil : Oluşmuş, meydana gelmiş.
İncecik : Çok ince.
Tülbent : İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez. Bu bezden yapılmış başörtüsü.
Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Altın ya da gümüşten yapılmış takı. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi.
Takmak : Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek. Borç bırakmak. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek. Sınavını başaramamak. Ad, lakap koymak. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek. Önemsemek, önem vermek, tınmak. Biriyle olumsuz olarak uğraşmak. Kuşanmak.
Patika : Engebeli yerlerden gelip geçenlerin ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol, çığır, keçi yolu, yolak.
Yersiz : Barınacak yeri olmayan. Yerinde olmayan, uygunsuz, anlamsız, manasız.
Yerli : Taşınamayan, başka yere götürülemeyen. Bir yerin ilk sakini olan, otokton. Belli bir bölgede yetişen, otokton. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan. Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad. Yurt içinde yapılmış olan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan.
Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
Patik : Altı yumuşak veya ince deriden, genellikle üstten bağlı küçük çocuk ayakkabısı. Genellikle iple örülerek yapılmış olan ayakkabı biçimindeki çorap.
Taşlı : İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.). Üzerinde süs taşı bulunan. Üzerinde taş bulunan.
Takma : Takmak işi. Gerçeğinin yerine konulan, eğreti, müstear. Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılmış olan (organ veya parça), protez.
Diğer dillerde Cıf anlamı nedir?
İngilizce'de Cıf ne demek ? : cost, insurance and freight, cif

Bu kısımda Cılgı nedir? Cılgı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Cılgı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Cılgı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.