Cambridge okulu nedir, Cambridge okulu ne demek

Cambridge okulu; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir.

İktisat terim anlamı:

Öncülüğünü Alfred Marshall’ın yaptığı ve A.C. Pigou, J.M.Keynes, J.V.Robinson ve N.Kaldor’un katkıda bulunduğu, Neo-Klasik yaklaşımın mikro analizle ulaşılan sonuçlarının genelleştirilemeyeceğini ve makro yaklaşımın kullanılması gerektiğini ileri süren ve sermaye yoğunluğu ile kâr oranı arasında doğrudan bir ilişkiyi reddeden iktisat okulu.

Cambridge okulu tanımı, anlamı

Okulu : Düğün ya da bir yere çağrılmış olan

Okul : Her türlü eğitim ve öğretimin toplu olarak yapıldığı yer, mektep. Bir okuldaki öğrenci ve görevlilerin bütünü. Ekol.

Mikro analiz : 10-3-10-6 g gibi çok küçük miktarlarda madde ile yapılan nicel ve nitel analiz.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Kar oranı : Bir işletmenin belli bir dönemde elde ettiği net kârın toplam gelirlere, toplam varlıklara veya özkaynağa oranı. karşılığı kâr aralığı, varlıkların getirisi, özkaynak getirisi. [Bakınız: kâr aralığı 2]. Marksist yaklaşımda, üretim süreci sonunda elde edilen artık değerin üretim için gerekli olan fiziki üretim araçlarına (değişmeyen sermaye) ve işgücüne yapılan ödemelere (değişir sermaye) oranı.

Neoklasik : Neoklasisizm yanlısı. Neoklasisizm anlayışıyla ortaya konmuş (eser).

 

Yaklaşım : Yaklaşma işi. Bir sorunu ele alış, ona bakış biçimi.

Doğrudan : Aracısız. Aracısız olarak, herhangi bir aracı kullanmadan.

İktisat : Ekonomi. Tutum.

Sermaye : Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.

Analiz : Çözümleme.

Öncülü : Önce gelen, birinci, başta giden. Önce. Diyarbakır şehrinde, Çınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.

Mikro : Küçük, dar, makro karşıtı.

Öncül : Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.

Yoğun : Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).

Sonuç : Bir olayın doğurduğu başka bir olay ya da durum, netice. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Yazının veya sözün bitim bölümü. Öz, özet.

Katkı : Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım. Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan. Bir şeye katılan başka bir madde. Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler.

 

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Diğer dillerde Cambridge okulu anlamı nedir?

İngilizce'de Cambridge okulu ne demek ? : cambridge school