Canalise türkçesi Canalise nedir

  • Yönlendirmek.
  • Kanal haline getirmek.
  • Kanal yapmak.
  • Derinleştirmek.
  • (bir yöne) kanalize etmek.
  • Kanalize olmak.
  • Bir yöne akıtmak.
  • Yöneltmek.
  • Bir başka kanala yönlendirmek (ayrıca canalize).
  • Kanal açmak.
  • Kanalize etmek.

Canalise ingilizcede ne demek, Canalise nerede nasıl kullanılır?

Canalis alimentarius : Sindirim kanalı. Kanalis alimentaryus.

Canalis centralis : Kanalis sentralis. Omuriliğin ortasında boydan boya uzanan ve önde ventriculus quartus'a açılan kanal.

Canalis cervicis uteri : Kanalis servisis uteri. Cavum uteri ile vagina'yı birleştiren ve cervix uteri'nin kanalı.

Canalis neuralis : Embriyoda ektodermin oluklaşmasıyla oluşan kanal. Sinir kanalı.

Canalis perforans : Havers kanallarını yan kollarla birbirine bağlayan kanallar. periosteumdan kemik dokuya geçen kan damarları kanalis perforanslardan geçerek kanalis sentralis adı verilen havers kanallarına girerler. Volkmannkanalları.

Canalisation : Kanal açma. Kanal yapma faaliyeti. Belirli iletişim kanallarını kullanarak yönetim (ayrıca canalization). Kanalizasyon. Kanalize etme. Kanallar sistemi. Kanal veya kanallar yapımı.

Canalis : Kanal. Geçit. Damar. Kanalis. Pasaj. Kanal, boru.

Canaliculation : Yiv veya oluk yapımı. Çentik veya diş yapımı.

Canaliculisation : (tıp) vücuttaki küçük kanalın gelişimi. Her dokudaki küçük kanalların oluşumu (ayrıca canaliculization).

 

Geniculum canalis facialis : Piramit kemiğinin ön duvarının altında canalis facialis'in yaptığı dirsek. Genikulum kanalis fasyalis.

İngilizce Canalise Türkçe anlamı, Canalise eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Canalise ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Divert : Bir köşeye koymak. Avutmak. Başka yöne çevirmek. Dağıtmak. Saptırmak. Avundurmak. Oyalamak. Çevirmek. Eğlendirmek. Başka yöne çekmek.

Diverts : Dikkatini dağıtmak. Çevirmek. Saptırmak. Bir köşeye koymak. Başka yöne çevirmek. Avundurmak. Eğlendirmek. Dağıtmak. Başka yöne çekmek. Avutmak.

Destine : Kaderini önceden belirlemek. Önceden belirlemek. Nasip etmek. Ayırmak. Geleceğini önceden belirlemek. Kaderinde olmak.

Canalizes : Bir başka yöne yönelmek. Suyu bir yöne akıtmak.

Point : Ucunu sivriltmek. Tevcih etmek. Ferma yapmak (av köpeği). Doğrultmak. Sivriltmek. Doğrultmak (silah). Sivrilmek. Puan. Fermaya oturmak. Çevirmek.

Furnish : Sunmak. Tefriş etmek. Sağlamak. Tedarik etmek. Mobilya döşemek. Dekorasyon yapmak. Teçhiz etmek. Donatmak. Vermek. Döşemek.

Steer : Hadım öküz. Seyretmek. Direksiyon kullanmak. İdare etmek. Dümen kullanmak. Sürmek. Yönetilmek. Haber. Dümen tutmak.

Bend : Katlamak. Çevirmek. Bükmek. Bağlamak (yelken). Esnetmek. Bükülmek. Dönemeç. Viraj. Kıvırmak. Kıvrılmak.

Destining : Önceden belirlemek. Geleceğini önceden belirlemek. Kaderinde olmak. Ayırmak. Kaderini önceden belirlemek. Nasip etmek.

Conducts : Rehberlik etmek. Geçirmek. Yönetmek. İdare etmek. İletmek.

Canalise synonyms : destines, channelizing, govern, manoeuver, canal, render, channelise, provide, aimed, channeled, deepened, guide, deepen, channelized, forward, conduct, channels, manoeuvre, canalize, directs, head, supply, channelled, maneuver, governs, canalizing, canalized, channelize, channelling, channeling, channelizes, direct, channel.