Clues türkçesi Clues nedir

Clues ile ilgili cümleler

English: A really perceptive person can figure out a whole situation with just a few clues. That's the kind of person I want you to become.
Turkish: Sezgileri gerçekten kuvvetli bir insan bütün bir durumu sadece birkaç ipucuyla çözebilir. Bu olmak istediğim kişi türüdür.

English: We need some clues to understand it.
Turkish: Bizim bunu anlamamız için biraz ipucuna ihtiyacımız var.

English: Did you find any clues?
Turkish: Herhangi bir ipucu buldun mu?

English: Have you found any clues to the problem?
Turkish: Soruna herhangi bir ipucu buldun mu?

English: Any clues?
Turkish: Herhangi bir ipucu var mı?

Clues ingilizcede ne demek, Clues nerede nasıl kullanılır?

Examine for clues : İpuçlarını veya işaretleri araştırmak.

Clue in : İpucu vermek.

Clue up : Bilgilendirmek. İspiyonlamak. Gammazlamak.

Clew clue : İpucu. Sarmak.

Gave him a clue : Ona ipucu verdi. Ona çıtlattı. Ona işaret gösterdi. Ona yol gösterdi.

Have no clue : İşaret olmamak. İpucu olmamak. Gösterge olmamak. Yönlendirme olmamak. Fikri olmamak.

Clued up : Çok bilen. Bilgili.

Cluelessly : Ağzı açık bir şekilde kalarak. Bir şeyden kuşkulanmayarak. Çözüm yolu bulamayarak.

 

Clued : Aydınlatmak. Bilgi vermek.

Clueing : Hamak ipi. Aydınlatmak. İpucu. Topak. Yumak. Tüyo. Karine. İşaret. İz. Bilgi vermek.

İngilizce Clues Türkçe anlamı, Clues eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clues ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clews : Yün yumağı. Hamak ipi (gemi). İplik yumağı. İskota yakası. Şipka (gemi). Hamak ipi gemi.

Dint : Ufak çukur. Çizgi. Ufak oyuk. Çentik. Ufak çukur açmak. Kuvvet. Çizik.

Presumption : Olasılık. Farzetme. Cüret. Tahmin. Varsayma. Küstahlık. Zan. Haddini aşma. Karine.

Interrupters : Karışan kimse. Şalter. Sözünü kesen kimse. Bir devreyi açıp kapamak için kullanılan mekanizma. Kesen şey. Tapa. Akım kesici. Enterüptör. Kesme mekanizması.

Clef : Anahtar (müzik terimi). Nota anahtarı. Açkı.

Birthmarks : Doğuştan vücutta bulunan leke. Doğum izi. Doğum lekesi.

Cue : Bilardo sopası. Yapım imleri. Alıcı yayına girdiğinde, alıcı yönetmenine bunu bildirmek, alıcı önünde bulunanları uyarmak amacıyla alıcıda yanan kırmızı ışık. Sinema ve televizyon çalışmalarında yapım takımının sessizce anlaşması, belli işlerin başlama ve bitişlerinin, gerçekleştirilmesinin belirtilmesi için el ve kolla, ışıkla, kulaklıklardan sesle verilen komutlar. Son söz. Fikir. Sıra. Sufle etmek. İsteka.

Cop : Polis. Aşırmak. Yakalamak. Tutuklama. Sakçı. Aynasız. Masura. Polis memuru. Enselemek. Konik iplik yumağı.

Clew : Hamak ipi (gemi). Yumak yapmak. Kuka. Sarmak. İplik yumağı. Yün yumağı. Şipka (gemi). İskota yakası.

Cipher : Aritmetik yapmak. Hesap. Hiç olan şey. Hiç. Önemsiz kimse. Şifre. Önemsiz biri (nüfuz açısından). Hesaplamak.

 

Clues synonyms : blue note, african american music, black music, folk ballad, cutoff, cotter, interrupter, suspicion, bodement, switch, dinting, charactered, spanner, boogie woogie, pellet, key, tips, cob, denotement, augury, dints, clot, auspicate, folk song, bookmark, mnemonic, cart road, glomus, cuing, cotters, evidence, badge, clew clue.

Clues zıt anlamlı kelimeler, Clues kelime anlamı

Unwind : Açılmak. Çözülmek (sarılı bir şey). Rahatlatmak. Makaradan çıkarmak. Gevşemek. Çözmek (sarılı bir şeyi). Açmak (sarılı bir şeyi). Yan gelip yatmak. Açmak.

Elation : Kıvanç. Coşku. Gurur. Mutluluk. Sevinç. Elasyon. Haz.