Direklenmek nedir, Direklenmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Alev, toz, duman göğe doğru yükselmek: Bir kasırga koptu, tozlar göğe direklendi.

İnat ve ısrar etmek.

Direklenmek kısaca anlamı, tanımı

Direk : Ağaçtan veya demirden yapılmış olan uzun ve kalın destek. Sütun. Değerli, saygın, önde gelen kimse

Toz duman : Yerden kalkarak havayı kaplayan yoğun toz.

Yükselmek : Yükseğe çıkmak. Fiyat, çoğalmak. Yüce duruma gelmek, yücelmek. Unvan, rütbe vb. ilerlemek. Artmak. Güçlenmek, şiddetlenmek. Aşaması artmak.

Yükselme : Yükselmek işi, itila. Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi. Terfi. Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması.

Kasırga : Rüzgâr çizelgesinde hızı 64 veya daha fazla deniz mili olan ve kuvveti 12 ile gösterilen rüzgâr. Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku.

Yüksel : “Yükseklere çık, yücel, başarı kazan, ilerle” anlamında kullanılan bir isim”. Afyon kenti, Dinar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Tozla : Kısır koyun. Rüzgârların kurak bölgelerden az çok yağışlı bölgelere taşıyıp, yığdıkları, katmanlaşmamış, ince öğelerden oluşan, kalın ve bitek topraklar. Karaların iç bölgelerindeki üstlerini otlar bürümüş bozkırlarda, yelin savurduğu ve kalın yığınlar biçiminde biriktirdiği ince tozlar bölgesi.

 

Kasır : Köşk.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Duman : Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan değişik renklerde gaz. Kötü, yaman. Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık. Esrar.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Israr : Direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma.

Göğe : Tavuk, horoz ve kuşların başlarında bulunan yuvarlak tüy yığını. Kaba ve hafif taş. Yirmi altı çift kürekle çekilen eski savaş gemilerinin bir türü. Altı mavna, üstü kalyon olan ve yirmi altı çift kürekle çekilen eski bir harp gemisi.

Kası : Kümes hayvanlarını besleyip yağlandırmak için ayrılan yer.

Alev : Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.

Duma : Rus parlamentosunun alt kanadı.

Etme : Etmek işi.

İnat : Bir konuda direnme, ayak direme, diretme, direnim. İnatçı. Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme.

 

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Dipol anlamı nedir?

İngilizce'de Dipol ne demek ? : dipole