Alev nedir, Alev ne demek

"Alev" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Alevi ve bağrışmaları gören kadın erkek herkes evimizin bahçesine doldu." - E. İ. Benice
  • "İşte şimdi damarlarımda bu iksirin alevleri dolaşıyor." - H. R. Gürpınar

Kimya'daki anlamı:

Yanma olaylarında, yüksek sıcaklığa ısınmış katı taneciklerin ve moleküllerin yaydığı ışınlarla parlaklık kazanmış gaz karışımları akışı.

Alev isminin anlamı, Alev ne demek:

Kız ismi olarak; 1.Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerde uzanan ışıklı dili. Sıcaklık. Kıvılcım.

İngilizce'de Alev ne demek? Alev ingilizcesi nedir?:

flame

Fransızca'da Alev ne demek?:

feu

Alev hakkında bilgiler

Alev, yanan bir madde ve onu oksitleyen bir maddenin yüksek derecede ekzotermik reaksiyona girmesi sonucu oluşan diğer bir tanımla yanan maddelerin ışıklı uzantısı, ateş parçası.

Alevin, rengi ve sıcaklık derecesi yakan ve yanan maddelerin türüne bağlıdır. Örnek olarak bir çakmak ve onun tutuşturduğu mumun alevi aynıdır.

Alev ile ilgili Cümleler

  • Birinin evi alev aldığında, telefonlarımıza kaydetmek için neden sıraya giriyoruz?
  • Yaşam, ölümü dumanıyla boğan bir alevdir.
  • Koru yakıldı, alevler yükseldi, ve kısa sürede bayan Askew ve arkadaş şehitleriyle ilgili geriye kalan bütün şey dökülen bir küller yığınıydı.
  • Volkan dışarıya alev ve duman fışkırtıyor.
  • Rüzgarla körüklendiği için, alevler her yöne yayıldı.
  • Volkan dışarıya alevlerini ve dumanlarını güçlü bir şekilde fırlattı.
  • Geleneksel ahşap evlerin çoğu alevler içinde.
  • Yanardağ dışarıya alevleri ve lavları fırlatıyordu.
  • Bazı alevlenmeyi geciktiriciler kanser ve hormonal bozulmalara neden olabilir.
  • Televizyonda annemizin bürosunu alevler içinde gördük.
 

Alev anlamı, kısaca tanımı:

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Bir cismi oluşturan öge, öz. Para, mal vb. ile ilgili şey.

Işıklı : Neşe veren, sevinç yaratan, mutlu. Işığı olan, aydınlık, ışıklandırılmış, nurlu, nurani, ziyalı, ziyadar.

Uzantı : Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası. Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm.

 

Sıcaklık : Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği, hararet. Sevgi, içtenlik ve sevimlilik. Bir araçla veya cihazla ölçülebilen ısı derecesi, suhunet. Hamamlarda yıkanılan sıcak yer.

Ateş : Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Coşkunluk. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Tehlike, felaket. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması. Öfke, hırs, hınç. Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr.

Alev almak : Öfkelenmek, kızmak. coşmak, heyecanlanmak, heyecana gelmek. telaşlanmak. tutuşmak, yanmaya başlamak.

Alev bacayı sarmak : Ateş bacayı sarmak.

Alev gibi parlamak : Canlı, ışıl ışıl olmak.

Alev alev : Aşırı bir biçimde tutuşmuş olan. Vücut ısısı herhangi bir sebeple artmış bir biçimde ve bu sebeple tende kızarıklık oluşarak, alaz alaz. Aşırı bir biçimde tutuşmuş olarak.

Alev kırmızısı : Bu renkte olan. Parlak kırmızı renk, alev rengi.

Alev lambası : Gaz veya benzinle çalışan, ucundan bir alev püskürterek yanan metalleri lehimlemede kullanılan bir araç, pürmüz lambası.

Alev makinesi : Düşman üzerine alevli sıvılar püskürten taşınabilir alet.

Alev rengi : Bu renkte olan. Alev kırmızısı.

Çıplak alev : Isıtılacak maddelere veya bunların içinde bulunduğu kaplara doğrudan doğruya yöneltilen ateş veya alev.

Saman alevi : Gelip geçici, çabuk yatışan, çabuk sona eren.

Tandır alevi : Tandırda meşe odununun çıkardığı yakıcı ve etkili alev.

Alevi : Hz. Ali'ye bağlı olan kimse.

Alevilik : Alevi olma durumu.

Alevlendirme : Alevlendirmek işi.

Alevlendirmek : Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.

Alevlenme : Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon. Alevlenmek işi.

Alevlenme noktası : Herhangi bir maddenin buharının açık alevde yanabileceği en küçük sıcaklık derecesi, parlama noktası.

Alevlenmek : Yanmaya başlamak. Öfkelenmek. Heyecanlanmak. Şiddeti artmak. Sıcaklığı artmak.

Alevli : Alevi olan, alevlenmiş. Şiddetli, hararetli.

Alevsiz : Alevi olmayan.

Saman alevi gibi : Birden parlayıp arkasından hemen yatışan.

Gazla : "defol, git!" anlamında kullanılan bir söz.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Biçim : Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.

Yalım : Kılıç, bıçak gibi kesici araçların keskin yüzü. Alev.

Yalaz : Alev.

Alaz : Alev, yalaz.

Şule : Alev, yalım.

Oksit : Oksijenin bir element veya kökle birleşmesiyle oluşan madde.

Kıvılcım : Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası, alev, çakım, çakın, çıngı, şerare. Demir, taş vb. maddelerin güçlü çarpışmasından sıçrayan ateş durumundaki parçacıkları. Güneş yüzeyinde düzensiz aralıklarla görülen parlama. Harekete geçiren etken.

Aşk : Asklı mantarlara özgü üreme organı.

Alev alan : Kolayca alev alan.

Alev alma noktası : Maddenin yanmaya başladığı sıcaklık.

Alev denemesi : Bunsen alevi ile yapılan nitel analiz.

Alev emisyon spektroskopisi : Bir analitin karakteristik emisyon spektrumu yaymasını sağlamak için bir alevin kullanıldığı metotlar, alev fotometresi olarak da bilinir.

Alev fotometri : Elementlerin yaydıkları ışık şiddetini ölçerek atom sayıları ve dolayısıyla konsantrasyonlarının ölçümünde kullanılan bir yöntem, atomik emisyon fotometri.

Alev fotometrik dedektör : Kükürt ve fosfor içeren bileşiklerin pirolizi sonucu oluşan soğuruma dayanan GLC dedektörü.

Alev gürlemesi : Sıvı yakıt kullanılan kazanlarda, alevin gürültülü yanma hali.

Alev hücreleri : İlkel yapılı solucanlardaki protonefridyum tipi boşaltım organında bulunan özel amöboyit hücreler. İlkel yapılı solucanlardaki protonefridyum tipi boşaltım organında bulunan özel amöboyit hücreler, silyumlu boşaltım hücresi. İlkel yapılı ve yassı solucanlardaki protonefridyum tipi boşaltım organında bulunan özel amöboyit hücreler, silyumlu boşaltım hücresi.

Alev izgesi : Alevde uçun durumuna geçen bir özdeğin izgesi.

Alev torbası : Kâğıt fener.

Diğer dillerde Alev anlamı nedir?

İngilizce'de Alev ne demek? : n. flame, blaze, fire, spunk

Fransızca'da Alev : flamme [la], feu [le]

Almanca'da Alev : n. Fackel, Flamme, Lohe

Rusça'da Alev : n. пламя (N), огонь (M)