Dizginleyivermek nedir, Dizginleyivermek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Koşuvermek: Hüsnügil tepecikten dizginleyiverdi.

Fazla yük yüklenen hayvan dizlerini bükerek yürümek.

Dizginleyivermek kısaca anlamı, tanımı

Dizgi : Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme, tertip

Dizgin : Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış.

Koşuvermek : Ansızın veya çabucak koşmak.

Koşuverme : Koşuvermek işi.

Yürümek : Adım atarak ilerlemek, gitmek. Yol almak. Faiz, hesap edilmek, işlemek. Karada ya da suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak. Geçmek, ilerlemek, değişmek. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Yayan gezmek, yayan gitmek. Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek. Ölmek. Bir işte ileri gitmek. Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek.

Tepecik : Yerden yükseklikleri çok az olan tepeler. Çiçek tozunun konmasına yarayan, çiçeklerde dişi organların ucu.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Yürüme : Yürümek işi.

Hüsnü : Güzel.

Fazla : Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

 

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Tepe : Bir şeyin en üstteki bölümü. Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü. İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. Yüksekliği genel olarak birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi. Birinin yanı başı, baş ucu. Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri.

Koşu : Koşma. Koşarak yapılmış olan yarış. At yarışı.

Yürü : “devam et, git” anlamında kullanılan bir söz. [Bakınız: yürüyş]. Haydi.

Yük : Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi. Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev. Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı. Yüklük. Yüz bin kuruşluk mal veya tutar. Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar. Eşya. Bir şeyin ağırlığı. Doğacak bebek. Tedirginlik veren şey, engel.

Diğer dillerde Dizgesiz risk anlamı nedir?

İngilizce'de Dizgesiz risk ne demek ? : unsystematic risk, spesific risk