Eş zamanlı dil bilimi nedir, Eş zamanlı dil bilimi ne demek

  • Bir dilin zaman içindeki değişme ve gelişmesi sırasında, belirli bir dönemde ortaya çıkan olgularını inceleyen dil bilimi

Gramer anlamı:

Dil olaylarını değişme ve gelişme seyrine bakmadan belirli bir zaman süreci içinde inceleyen dil bilimi bk. dil bilimi.

İngilizce'de Eş zamanlı dil bilimi ne demek? Eş zamanlı dil bilimi ingilizcesi nedir?:

syncronic linguistics

Eş zamanlı dil bilimi kısaca anlamı, tanımı:

Zamanlı : Zamanı olan. Uygun bir zamanda.

Zaman : Belirlenmiş olan an. Dönem, devir. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Çağ, mevsim. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit.

Bilim : Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

 

Değişme : Değişim. Değişmek işi.

Gelişme : Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm. Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey.

Dönem : Yarıyıl. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot.

Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

Olgu : Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş. Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa. Varlığı deneyle kanıtlanmış şey.

İnce : Taneleri ufak, iri karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Ayrıntılı. Hafif, gücü az. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Zayıf.