Elemge nedir, Elemge ne demek

  • Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için kullanılan ve bir eksen üzerinde dönen araç

"Elemge" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu rutubetli mahzenin loş serinliği içine elemgelerini kurmuşlar, iplik eğiriyorlar." - H. R. Gürpınar

Bilimsel terim anlamı:

dokumacılık: Çile durumundaki ipliği yumak yapma ya da masuraya sarma işinde kullanılan, kendi ekseni üzerinde dönebilen kafes biçimli aygıt. .

İngilizce'de Elemge ne demek? Elemge ingilizcesi nedir?:

reel

Elemge anlamı, tanımı:

Elem : Acı, üzüntü, dert, keder.

Çile : Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem. Zahmet, sıkıntı. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Yay kirişi.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Yumak : Yuvarlak biçimde sarılmış olan. Yıkamak. Yuvarlak biçimde sarılmış iplik, yün vb. şey.

Yapmak : Olmak. Davranmak, hareket etmek. Salgılamak, çıkarmak. Düzenli bir duruma getirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Edinmek, sahip olmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Üretmek. Gerçekleştirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Yol almak. Evlendirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Dışkı çıkarmak. Bir durum yaratmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmasına yol açmak.

 

Sarmak : Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Dolayında yer almak. Kucaklamak. Saldırmak, hücum etmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak. Yumak yapmak. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Örtmek. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Sarılıp tırmanmak. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek.

Eksen : Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Dingil. Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Çizgi.

Araç : Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne.

Diğer dillerde Elemge anlamı nedir?

İngilizce'de Elemge ne demek? : swift, winding frame, winder.

Rusça'da Elemge : n. моталка (F)